Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
#1
Doğada binlerce tür bitki vardır. Bitkilerin toprak altında ve üstünde bölümleri vardır. Toprak üstündeki bölümleri: gövde, yaprak, çiçek, toprak içinde kalan bölümü ise kök olarak adlandırılan organdır.
Bitkinin toprakla ilişkisini kuran kök: Kök, bitkinin toprak altında bulunan ve bitkiyi toprağa bağlayan bölümdür.
Kök, topraktan su ve suda çözünmüş madensel tuzları alır.
Kökün bölümleri;
-Ana kök: Her bitkide bir tane olan ve tohumdan ilk çıkan köktür. Bitkinin sıkıca toprağa bağlanmasını sağlar.
-Yan kök: Ana kökten yanlara doğru uzanan köklerdir. Yan kökler, topraktaki nemli bölgelere daha fazla uzar. Kökün ucunda bulunan yüzük, kökün uçlarını koruyarak derinlere inmesine yardımcı olur.
-Emici tüyler: Yan köklerin uç bölümüne yakın bölgede bulunur. Topraktan su ve suda çözünmüş madensel tuzların alınmasını sağlar. Emici tüyler, Epidermis hücrelerinden oluşur.
Kök türleri:
1.Saçak kök: Gövdenin kökle birleştiği yerden aynı uzunlukta çok sayıda kök çıkar. Bu köklere, saçak kök denir. Soğan, buğday, mısır gibi bitkilerin kökleri saçak köktür.
2.Kazık kök: Ana kökün çok gelişmesiyle oluşur. Ana kökten ince olup, ana kökün üzerinden çıkar. Fasulye, lahana, havucun kökü kazık köktür.
3.Depo kök: Bazı bitkilerde ana kök çok gelişerek besin biriktirir. Turp, kereviz, şeker pancarının kökü depo köktür.
Sarmaşığın kökü, tutunucu kök, bataklık bitkilerinin kökleri hava kökleridir.
-Bitkilerde farklı gövde yapıları: Gövde, bitkinin genellikle toprak üstünde bulunan dal, yaprak ve çiçek gibi yapılarını taşıyan bölümdür.
Gövdenin görevleri:
-Bitkinin dik durmasını sağlar.
-Bitkilerde dal, yaprak, çiçek ve meyveyi taşır.
-Topraktan kök ile alınan su ve madensel tuzları yapraklara iletir.
-Yapraklarda fotosentez sonucu oluşan besin maddelerini gerektiğinde köke iletir.
-Bazı bitkilerde besin biriktirir.
-Yaprakların güneşten en iyi şekilde yararlanmalarını sağlar.
Bitkilerin özelliğine ve yaşadığı ortam koşullarına göre gövdeler değişik biçimlerde gelişir.
Otsu gövde: Otlar, tahıllar ve sebzelerin gövdesi otsu gövdedir. Tek yıllık bitkilerde görülür. Yeşil renkli ve suludur. Yaş halkası ve mantar tabakası taşımaz.(Yaş halkası: Ağaçlar kesildiğinde kesilen gövde üzerinde merkezden çevreye doğru genişleyen halkalar görülür. Bu halkalara yaş halkaları denir.)
Odunsu gövde: Çok yıllık bitkilerde görülür. Elma, armut, erik, kavak gibi bitkilerde görülür. Yaş halkası ve mantar tabakası taşır. Odunsu gövdeler her yıl kalınlaşarak ve boyuna uzayarak büyürler.
-Gövde Çeşitleri:
1.Yumru gövde:Toprak altında besin depo eder. Örnek: Patates, yer elması.
2.Depo gövde: Gövde etlidir ve su depo eder. Yaprakların su kaybını engellemek için diken şeklindedir. Besin sentezi ve solunumu gövdesi yapabilir. Örnek: Kaktüs.
3.Yassı gövde: Soğan, marul, lahana, sarımsak gibi bitkilerin gövdesi görevleri gereği yassılaşmış olup çok küçüktür. Bu gövdeye yassı gövde denir.
4.Sarılıcı gövde: Fasulye, asma, sarmaşık gibi bitkilerin gövdeleri zayıf ve güçsüz olduğundan bulunduğu ortama sarılır. Bu gövde çeşidine sarılıcı gövde denir.
5.Sürünücü gövde: Kavun, karpuz, kabak ve salatalık gibi bitkilerin gövdesi toprakta sürünerek büyür.
6.Yer altı gövdesi: Bazı bitkilerin gövdesi toprak altında gelişir. Örnek: Lale, ballıbaba bitkisi

DOĞANIN ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ VE BESİN KAYNAĞI HARİKASI YAPRAK: Yaprak, bitkinin gövdesi ve dalları üzerinde bulunan ve bitkilerin fotosentez (özümleme) olayını gerçekleştiren yeşil renkli yapılarıdır.
Şekil : Yaprağın Bölümleri.
-Yaprağın kısımları:
1.Yaprak sapı: Yaprakları dala bağlayan kısımdır. İçerisinde yaprağa su taşıyan borular bulunur.
2.Yaprak kını: Yaprak sapının genişleyerek dala bağlandığı kısımdır.
3.Tomurcuk (kulakçık): Yaprak kını ile gövde arasındaki kısımdır.
4.Yaprak ayası:Yaprağın geniş ve yassı kısmıdır. Üzerinde gaz alış verişini sağlayan gözenekler (stoma) vardır.
5.Damarlar: Yaprağın sapından gelen ve ayasına dağılan borulardır. Yaprağa su ve besin taşır.
-Yaprak çeşitleri:
1.Ayalarına göre yapraklar:
a).Basit yaprak: Yaprak ayası tek parçadır. Örnek: Elma, armut, kayısı gibi.
b).Bileşik yaprak: Yaprak ayası birden çok olan bitki yapraklarıdır. Örnek: Akasya, at kestanesi gibi.
2.Damarlarına göre yapraklar:
a).Tüysü damarlı: Erik, kiraz.
b).El ayası şeklinde damarlı: Asma, çınar.
c).Paralel damarlı: Mısır.
3.Kenarlarına göre:
a).Düz kenarlı.
b).Dişli kenarlı.
c).Bölümlü kenarlı.
d).Parçalı kenarlı.
-Yaprağın görevleri:
.Fotosentez yapılmasını sağlar.
.Solunum organı olarak görev yapar. (Bitkiler canlılık faaliyetleri için gerekli enerjiyi solunum olayı ile sağlar)
.Terlemeyi yapara, ısıyı ayarlar. Bu sırada fazla olan tuz ve suyu dışarı atar.
.Boşaltım organı olarak görev yapar. Bitkide atık maddeler kristaller şeklinde yaprakta birikir. Yaprağın dökülmesi ile dışarıya atılmış olur.
-Yapraktaki farklı yapıların görevleri:
1.Epidermis, yaprağın üst kısmında mumsu bir tabaka oluşturur. Bu tabaka bitkinin kontrolsüz su kaybetmesini önler.
2.Gözenekler genellikle alt epidermiste daha çok bulunur. Gözenekler, karbondioksit ve oksijen alış verişini-su kaybını denetler.
3.Yapraktaki odun boruları, hücrenin ihtiyacı olan su ve mineralleri yaprağın her tarafına ulaştırır.
4.Yapraktaki soymuk boruları, hücrelerde yapılan besinleri bitkideki diğer soymuk boruları aracılığıyla bitkinin diğer bölümlerine dağıtılmasını sağlar.
5.Üst epidermisin altındaki hücrelerin sıralı bir dizilişi vardır. Aralarında fazla boşluk bulunmaz. Bu hücreler içerdeki çok sayıda kloroplast yardımıyla besin üretir.
6.Alt epidermisin üstündeki hücre tabakalarının arasında daha büyük boşluklar bulunur. Bu boşluklar üst taraftaki hücrenin gaz alış verişini kolaylaştırır. Bu hücrelerdeki kloroplast miktarı daha azdır.





-Doğaya güzellik katan çiçek:Çiçek. Yüksek yapılı bitkilerin üreme organıdır. Çiçeğin yapısında; çanak yapraklar, taç yapraklar, erkek organ ve dişi organ bulunur.
Çanak yaprak, taç yaprak, erkek organ ve dişi organın hepsini taşıyan çiçeğe, tam çiçek denir. Çiçekli bitlilerin bir bölümünde erkek organ ve dişi organdan biri bulunmaz. Eğer erkek organ yoksa bu çiçeğe, dişi çiçek denir. Çiçekte yalnız erkek organ bulunursa, bu çiçeğe erkek çiçek denir. Çiçekte bulunan çiçek sapı, çiçeği bitkinin dalına bağlar. Çiçek sapının ucunda ise çiçek tablası bulunur.
Çiçeğin bölümleri:
1.Çanak yaprak: Çiçeğin en dış bölümündeki yeşil yapraklardır. Yapısı normal yaprağa benzer. Tomurcuğu dıştan örter. Bu yapraklar çiçeği korur.
2.Taç yaprak: Çiçeğin dıştan ikinci bölümünü oluşturur. Değişik renklerde olabilir. Taç yaprakların renkleri ve çiçekten salgılanan bal özü böceklerin ilgisini çeker. Bu nedenle çiçeğe konan böcekler tozlaşmayı sağlar. Taç yaprakların renkli oluşu bu açıdan önemlidir.
3.Erkek organ: Bir çiçekte çok sayıda erkek organ bulunabilir. İki bölümden oluşur. Bunlar sapçık ve başçıktır. Sapçık bölümü, başçık bölümünü çiçeğe bağlar. Başçık bölümü dört kesecikten oluşur. Bu keseciklere, polen (çiçek tozu) keseleri de denir. Polen çiçekteki erkek üreme hücreleridir. Polenler olgunlaşınca polen keseleri patlar ve olgunlaşmış polenler çevreye yayılır.
4.Dişi organ: Çiçeğin en iç bölümünde bulunur. Kaba bir sürahiye benzer. Dişi organ, dişicik tepesi, dişicik borusu ve yumurtalıktan (ovaryum) oluşur. Dişicik tepesi nemli ve yapışkan durumdadır. Polenler dişicik tepesine yapışarak burada çimlenir. Dişicik tepesi ile ovaryum arasındaki bölüme ise dişicik borusu denir. Dişicik borusu çimlenen polenin ovaryuma ulaşmasını sağlar. Yumurtalık ise en alttaki şişkin bölümdür. Burada yumurta hücresi bulunur.
-Çiçekli bitkilerde tozlaşma ve döllenme arasındaki ilişki: Erkek organların başçığındaki polenlerin dişi organın tepeciğine taşınmasına, tozlaşma denir. Tozlaşma olayı, böceklerle, kuşlarla, rüzgarla, insan eliyle veya başka yollarla olur.
Tozlaşma olayı genellikle canlılar tarafından gerçekleşir. Böcekler ve kuşlar çiçeklerin bal özüyle beslenirken bir çiçekten diğerine de polenleri taşır. Böceklerin ve hayvanların yanı sıra rüzgar yoluyla da tozlaşma olur. Batıklık ve
sularda yaşayan bitkilerde tozlaşma su yoluyla olur. Bazen bitkilerde verimi yükseltmede veya bilimsel çalışmalarda insan eliyle yapay tozlaşma da yapılır.
Döllenme: Tozlaşma ile dişicik tepesine yapışan polenler burada çimlenerek döllenme borusunu oluşturur. Bu boruda sperm çekirdeği ilerleyerek yumurtalıktaki yumurta hücresinin çekirdeği ile birleşir. Bu olaya, döllenme denir. Döllenmiş yumurta hücresine, zigot adı verilir. Döllenmiş yumurta hücresi bölünerek embriyoyu oluşturur. Embriyoya bitki taslağı da denir. Embriyoda bitkinin kök, gövde ve yaprağın ilk taslağı oluşur.

Şekil: Tam bir çiçek ve bölümleri.
Bitkiler çiçeğin durumuna göre iki gruba ayrılır.
Bir evcikli bitkiler: Erkek çiçek ve dişi çiçek aynı bitki üzerinde bulunur. Kestane ve fındık gibi bitkiler bir evciklidir.
İki evcikli bitki: Erkek çiçek ve dişi çiçek ayrı bitki üzerindedir. Kavak ve söğüt iki evcikli bitkidir.
-Bitkilerin geleceği meyve ve tohum: Tozlaşma ve döllenmeden oluşan embriyo gelişerek tohumu oluşturur. Koruyucu bir kabukla çevrili olan embriyo ve besin maddesinden oluşan yapıya, tohum denir. Tohum canlının bütün özelliklerini taşıyan canlı yapıdır. Tohumda su oranı çok düşüktür. Uygun koşullar olursa çimlenir. Çimlenme için yeterli su ve ısının olması gerekir.
Tohumdan bitkinin türüne göre bir veya iki tane çenek bulunur. Çenekler bitkinin çimlenip fotosentez yapıncaya kadar besin ihtiyacını karşılayan yapıdır. Bitkiler tohumdaki çenek durumuna göre tek çenekli ve çift çenekli bitki olarak ikiye ayrılır. Örneğin; buğday ve mısır gibi bitkiler tek çenekli, fasulye gibi bitkiler çift çeneklidir.
Döllenme sonucunda yumurtalık değişikliğe uğrayarak tohumlarla birlikte meyveyi oluşturur. Meyve oluşumu bazı bitkilerde değişiklik gösterir. Böylece değişik meyveler oluşur.
-Meyve türleri:
1.Basit meyve: Meyvenin oluşumuna katılan yumurtalık sayısı birdir. Örnek: Erik, kayısı.
2.Bileşik meyve: Meyvenin oluşumuna birden fazla yumurtalık katılır. Her yumurtalığın çevresine katılan etli bölüm kendi başına bir meyvedir. Daha sonra bu meyveler bir araya gelerek bileşik meyveyi oluşturur. Örnek: Çilek, böğürtlen ve dut gibi meyveler bileşik meyvedir.
Hem basit, hem de bileşik meyveler, yumurtalığın gelişmesiyle oluştuğu için bu meyvelere gerçek meyveler denir. Bazı bitkilerde meyve oluşurken meyvenin yapısına çiçek sapı, çanak yaprak ve taç yapraklarda katılır. Bu meyvelere, yalancı meyve denir. Örnek: Elma, armut ve ayva gibi meyveler.








-Doğada çiçeksiz bitkiler de var: Çevremizde yaşayan bitkilerin bir bölümü çiçeksizdir. Çiçeksiz bitkilerde üreme organı (çiçek) bulunmaz. Bunlar tohumsuz bitkilerdir. Kök, gövde ve yapraklar çok iyi gelişmemiştir. Örnek olarak, kara yosunları, eğrelti otları, at kuyrukları ve su yosunları verilebilir. Çiçeksiz bitkilerin bir kısmı damarlı, bir kısmı ise damarsızdır. Örneğin; eğrelti otları damarlı, kara yosunları damarsızdır.
-Kara yosunları: Nemli topraklarda, taş aralıklarında, ağaç kabuklarında ve havuz kenarlarında yetişir. Gövde ve yaprak bulunur. Ancak gerçek kökleri yoktur. Kök yerine bitkiyi toprağa bağlayan rizoidler (köksü uzantılar) vardır. Gövdeleri incedir. Gövde üzerinde sapı olmayan yeşil yapraklar bulunur.
Kara yosunları bulundukları yüzeyi bir kadife gibi kaplar. Yaprakların gövdeye birleştiği yerlerde kadehe benzeyen küçük yapılar ile yağmur sularını tutarlar. Bu suları uzun süre saklayarak gerektiğinde kullanırlar.
Kara yosunlarında çoğalma: Kara yosunlarının üremesi, birbirini izleyen döl almaşı biçimde olur. Bitkinin çoğalmasında eşeyli ve eşeysiz üremenin birbirini izlemesine, döl almaşı veya döl değişimi denir.
Kara yosunlarının sapları ucunda bulunan kapsüllerde spor keseleri bulunur. Kapsüllerin üzeri bir kapla kaplıdır. Sporlar gelişerek sap ve kapsül aşağı doğru eğilir. Spor gelişimini tamamladığında kapsüldeki kapak açılarak çevreye yayılır. Nemli yerlere düşen sporlar çimlenir ve yeni bir kara yosunu oluşur. Kara yosununun buraya kadar olan üreme biçimi eşeysiz üremedir. Çimlenerek oluşan genç kara yosununun ince yaprakları arasında erkek ve dişi organ oluşur. Erkek üreme organında oluşan üreme hücreleri, dişi üreme hücresi olan yumurtayı dölleyerek zigotu oluşturur. Zigotta gelişmesini tamamlayarak yeni bir kara yosununu oluşturur. Kara yosununu bu şekildeki üremesi de eşeyli üremedir.

Şekil: Karayosunlarında üreme.
-Eğrelti otları: Eğrelti otları çiçeksiz bitkilerin en gelişmişidir. Eğrelti otlarında kök, gövde ve yapraklar bulunur. Ayrıca yüksek yapılı bitkilerde olduğu gibi iletim demetleri vardır. Bu nedenle damarlı çiçeksiz bitkidir.
Eğrelti otları ormanlarda, ağaç diplerinde, nemli yerlerde ve dere kenarlarında yetişir. Boyları 40 ile 100 cm arasında değişir. Toprak üzerinde geniş ve yeşil yaprakları vardır. Gövdesi toprak altındadır (rizom gövde). Toprak altı gövdesi olan rizomda çok sayıda ek gövdeler bulunur. Kökler, aldığı su ve madensel tuzlar, iletim demetleri ile bitkinin diğer organlarına iletir.
Eğrelti otlarının geniş yapraklarının altında kahverengi spor keseleri yer alır.
Eğrelti otlarında çoğalma: Eğrelti otlarının üremesinde kara yosunlarında olduğu gibi döl almaşı görülür. Eğrelti otlarının yapraklarının altında spor keseleri gelişimini tamamladığında kese açılarak rüzgarla ve başka etkenlerle çevreye yayılır. Nemli yerlere düşen sporlar, çimlenerek yürek biçimindeki genç bitkiyi (protal) oluşturur. Bu tür çoğalma şekli eşeysiz çoğalmadır. Genç bitkilerin büyüklüğü 1 ile 4 mm’ dir. Genç bitkinin boyu 1 cm olduğunda alt yüzeyinin uca yakın bölümlerinde erkek üreme organı, üstteki yarık bölümüne yakın yerde ise dişi organ oluşur. Erkek üreme organında oluşan erkek üreme hücresi, dişi üreme organına gelir. Buradaki dişi üreme hücresiyle döllenerek zigotu oluşturur. Bu şekildeki çoğalma eşeyli çoğalmadır. Eşeyli üreme sonucu oluşan zigot çimlenerek yeni bir eğrelti otunu oluşturur.
Çiçekli bitkiler ile çiçeksiz bitkiler arasındaki farklar:
Çiçeksiz bitkiler: Çiçekli bitkiler:
1.Üremeleri hem eşeyli hem eşeysiz yolla olur. (Döl almaşı.) 1.Eşeyli öreme ile çoğalırlar.
2.Genellikle gelişmiş kök, gövde ve yaprakları yoktur. 2.Kök, gövde ve yaprakları vardır.
3.İletim boruları yoktur. (Eğrelti otları hariç.) 3.İletim boruları vardır.
4.Çiçekleri yoktur. 4.Çiçekleri vardır.
5.Bitkiler âleminin az gelişmiş grubuna girerler. 5.Bitkiler âleminin en gelişmiş grubuna girerler.
Yeni Yorum Gönder 


Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi