Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
#1
[Resim: large_article_Giant_Panda_Eating.jpg]ilgili makalede, pandaların hiç de iddia edildiği gibi yok olmaya yüz tutmadıklarını iddia eden yazarlar, bu duruma işaret eden kanıtlarını birkaç farklı alandan topluyorlar. Pandalar üzerine yapılan morfolojik, ekolojik, genetik ve popülasyon genetiği çalışmalarından elde edilen bulguları birleştirerek oldukça ikna edici bir resim çiziyor Wei ve diğer yazarlar.


Pandaların korunmaya değer olmadığını ileri sürenlerinse dayandıkları bazı noktalar var. Öncelikle bu canlıların diyetleri bambuyla sınırlı ve bambu besleyici değeri pek de yüksek olmayan bir bitki. Ayrıca pandalar küçük popülasyonlar halinde yaşayan canlılar ve genetik çeşitlilikleri çok düşük. Son olarak hem dişi pandaların doğum oranları, hem de doğan yavrularının hayatta kalma başarıları düşük. Bütün bunlar da panda popülasyonlarının varlıklarını devam ettirme potansiyellerini ciddi oranda azaltan etmenler. Sadece bu olgulara baktığımızda, pandaların yok olmaya mahkum olduklarını düşünmek çok kolay. Ancak konuyla sistematik olarak ilgilenen yakın dönem çalışmalara göz attığımızda bu argümanların hepsinin yanlış anlaşıldığını görüyoruz. İlgili makale de bütün bu çalışmaların bulgularını topluyor.

Makalenin üzerinde durduğu konulara dönersek; yazarlara göre özelleşmiş bambu diyeti pandaların soylarının tükenmesine neden olacak bir etmen değil, fakat onların yaşadıkları ortama ne kadar iyi uyum sağladıklarının bir göstergesi. Bambuların besin değeri çok düşük olmasına rağmen (bambuların % 70-80’i selüloz, hemiselüloz ve ligninden; sadece geriye kalan % 20-30’u protein, kolayca-sindirilebilir-karbonhidrat ve yağdan oluşuyor); görünüşe göre pandalar, bambuların hem besleyici değerleri daha yüksek olan yapraklarını ve tomurcuklarını yiyorlar, hem de ortam şartlarına göre farklı tür bambularla beslenebiliyorlar. Ayrıca, bu özelleşmiş diyetlerinin sonucu olarak enerjilerini de ekonomik kullanıp gün içerisinde beslenmek dışında çok fazla hareket etmiyorlar. Bir diğer uyarlanım, -yakın akraba türlerde görülmeyen bir şekilde- pandaların ön ayaklarında oynar bir baş parmak geliştirmeleri –ki bu da pandaların bambuları daha rahat kavramasını ve manipüle etmesini sağlıyor. Ayrıca yazarlar, panda çene kemiğinin, kafatasının ve dişlerinin de bambuları en rahat sindirebilecek şekilde evrildiğine işaret eden kanıtlar sunuyorlar.

Pandaların korunmaya değer olduklarını gösteren, bir diğer grup-kanıt, genetik çalışmalardan geliyor. Gene özelleşmiş bambu diyetiyle alakalı olarak pandaların, –yakın akrabaları türlerin aksine- et sindirimine yardımcı olacak genlerde fonksiyon-bozucu mutasyonlar biriktirdiklerini gösteriyorlar. Bir diğer deyişle, et tüketimiyle alakalı genlerin bir kısmı pandalarda işlevlerini kaybetmiş. Sadece bambularla beslenen bir tür için et tüketimine yardımcı olacak genlerin, doğal seçilim tarafından korunmasını beklemek çok da anlamlı olmayacaktır elbette. Diğer taraftan, yazarların sonuçlarından yararlandığı bir başka çalışma panda bağırsağında yaşayan ve selülozu sindirebilen bakteriler buluyor. Evrimsel süreçte ortaya çıkmış ve devam etmekte olan bu karşılıklı yarar sağlama ilişkisi, pandaların bambu tüketimi konusunda ne derece ileri uyarlanım gösterdiğinin bir diğer kanıtı.


Pandaların soyları 8 milyon yıl geriye gidiyor; yakın akrabalarıyla olan ortak atalarından ayrıldıkları bu 8 milyon yılda bambu tüketimi üzerine özelleşmiş bir yaş... şekili geliştirmişler ve bunda oldukça iyiler. Üstelik, görece kısa aralıklarla gerçekleşen toplu bambu ölümlerine rağmen (bambular her 40 ila 100 yılda bir çiçek açıyorlar ve hemen ardından ölüyorlar) bunu başarabilmişler. Eğer en başta sıralanan argümanlar doğruysa, yani eğer pandalar soylarını devam ettirecek potansiyele sahip değillerse, bu 8 milyon yılda ya da en azından son birkaç milyon yıllık döneminde panda popülasyonlarının sistematik olarak küçülüyor olması gerekiyor. Bu olasılığı araştıran bilim insanları, buna dair herhangi bir belirti görmüyorlar. Gördükleri şey, aynı bölgede yaşayan ve soyu tehdit altında olan başka tür hayvanların (örn; kedi ayısı, Ailurus fulgen) popülasyon öykülerinden çok da farklı değil. Bu hayvanların popülasyonlarındaki önemli küçülmeler, buzul çağı gibi radikal iklim değişikliklerine ve doğal yaş... üzerindeki insan etkilerinin yoğunlaştığı son iki bin yıllık döneme denk geliyor.

Panda popülasyonlarının düşük genetik çeşitliliğe sahip olduğunu iddia eden bir diğer argüman ise yeni yapılan çalışmalarla yanlışlanıyor. Aslında daha önceki çalışmalar gerçekten de bu yönde sonuçlar bulmuşlar. Fakat yakın dönem çalışmarın hepsinde panda popülasyonlarının genetik çeşitliliği ortalama ya da ortalama-üstü seviyede çıkıyor. Farklı çalışmaların bulguları arasındaki bu ayrımın sebebi ise, yakın dönem çalışmalarının giderek daha fazla genetik belirteç (genetic marker) kullanabiliyor olması. Böylece çalışmaların istatistiksel gücü artıyor ve daha net sonuçlara erişilebiliyor. Ayrıca, soyu tükenme tehlikesi altında olan diğer türlere (örneğin boz ayı, Ursus arctos) kıyasla pandaların daha yüksek genetik çeşitliliğe sahip oldukları da bir başka çalışma tarafından gösterilmiş.

Son olarak, pandalar hiç de söylendiği gibi düşük doğum oranlarına sahip değiller. Dişi pandaların normal periyodu olan her iki yılda bir ürediklerini ve sağlıklı yavrular dünyaya getirdiklerini; daha sonra da bu yavruların büyük oranda hayatta kaldıklarını gösteren bulguları derlemiş yazarlar. Ve hatta, panda popülasyonlarının –uzun süren koruma faaliyetlerinin de etkisiyle- büyüdüğünü gösteriyorlar.

Özetle, pandaların cul-de-sac, yani umutsuz vaka oldukları yönündeki argümanların hiç birisi son dönem yapılan çalışmalar sonucunda doğru çıkmıyor/yanlışlanıyor.
Ne mutlu ki öyle!




*cul-de-sac, en genel anlamıyla ‘çıkmaz sokak’ demek; fakat konumuzla ilgisi bakımından ‘soyunu devam ettirme potansiyeli olmayan’

İlgili makale: Wei v.d., Molecular Biology and Evolution, “Giant pandas are not an evolutionary cul-de-sac: Evidence from multidisciplinary research”, http://dx.doi.org/10.1093/molbev/msu278



Yeni Yorum Gönder 


Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 2 Ziyaretçi
Eğitim ve Ögretim Eğitim ve Ögretim
Bumerang - Yazarkafe