<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[FenHane - Fen Bilimleri Dersi Paylaşım Forumu - 6.Sınıf Fen Bilimleri Ders Notları]]></title>
		<link>https://www.fenhane.com/</link>
		<description><![CDATA[FenHane - Fen Bilimleri Dersi Paylaşım Forumu - https://www.fenhane.com]]></description>
		<pubDate>Mon, 13 Apr 2026 22:38:33 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[6.Sınıf Fen Bilimleri 7.Ünite Elektriğin İletimi Konu Anlatımı]]></title>
			<link>https://www.fenhane.com/konu-6-sinif-fen-bilimleri-7-unite-elektrigin-iletimi-konu-anlatimi.html</link>
			<pubDate>Tue, 24 Apr 2018 15:21:24 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.fenhane.com/member.php?action=profile&uid=0">kadles123</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.fenhane.com/konu-6-sinif-fen-bilimleri-7-unite-elektrigin-iletimi-konu-anlatimi.html</guid>
			<description><![CDATA[<iframe width="560" height="315" src="//www.youtube-nocookie.com/embed/48AoRDVNOrk" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe width="560" height="315" src="//www.youtube-nocookie.com/embed/48AoRDVNOrk" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[6.Sınıf Fen Bilimleri 5.Ünite Canlılarda Üreme, Büyüme ve Gelişme]]></title>
			<link>https://www.fenhane.com/konu-6-sinif-fen-bilimleri-5-unite-canlilarda-ureme-buyume-ve-gelisme.html</link>
			<pubDate>Wed, 14 Mar 2018 07:26:02 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.fenhane.com/member.php?action=profile&uid=0">kadles123</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.fenhane.com/konu-6-sinif-fen-bilimleri-5-unite-canlilarda-ureme-buyume-ve-gelisme.html</guid>
			<description><![CDATA[<iframe width="560" height="315" src="//www.youtube-nocookie.com/embed/48_Nee1AbWA" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe width="560" height="315" src="//www.youtube-nocookie.com/embed/48_Nee1AbWA" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ampul parlaklığını neler etkiler ders notu]]></title>
			<link>https://www.fenhane.com/konu-ampul-parlakligini-neler-etkiler-ders-notu.html</link>
			<pubDate>Mon, 15 May 2017 18:22:08 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.fenhane.com/member.php?action=profile&uid=2">fenhane58</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.fenhane.com/konu-ampul-parlakligini-neler-etkiler-ders-notu.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">resimli hali ektedir..</span><br />
AMPUL PARLAKLIĞINI NELER ETKİLER?<br />
Ampullerin parlaklığı devredeki ampul sayısı ve pil sayısına bağlıdır. Devredeki ampul ve pil sayılarının artması veya azalması ampullerin parlaklığını değiştirir.<br />
Aşağıda özdeş (aynı) pillerle hazırlanmış olan Şekil 1 ve Şekil 2'deki devreleri inceleyiniz. Şekil 2 de devreye 3 ampul bağlandığı için, bu üç ampul pilin sağladığı elektrik enerjisini paylaşacağından her bir ampule düşen enerji daha az olacaktır. Bu nedenle 3 ampul bağlı devredeki ampullerin parlaklığı daha az olacaktır. Şekil 1 de ise pilin enerjisi 1 ampul için harcandığından bu ampul daha parlak yanacaktır.<br />
<br />
SONUÇ: Öyleyse devredeki pil sayısı sabit iken ampul sayısı artarsa ampullerin parlaklığı azalır, devredeki ampul sayısı azalırsa ampullerin parlaklığı artar.<br />
<br />
<br />
<br />
Acaba ampul sayısı sabitken pil sayısını değiştirirsek ampullerin parlaklığı nasıl değişir?<br />
Aşağıda özdeş (aynı) pillerle hazırlanmış olan Şekil 1 ve Şekil 2'deki devreleri inceleyiniz. Devredeki anahtarları kapatarak ampullerin parlaklığını gözlemlediğimizde; Şekil 2'deki devrede daha fazla pil bağlandığından, devreden geçen elektrik enerjisi artacaktır. Dolayısıyla ampul daha parlak ışık verecektir.<br />
Şekil 1 de 1 pil kullanıldığı için ampul parlaklığı az, Şekil 2'deki devrede 3 pil bağlandığı için ampul parlaklığı daha fazla olacaktır.<br />
<br />
Sonuç olarak basit bir elektrik devresinde ampul sayısı sabit kalmak şartıyla devreye bağlanan pil sayısı arttıkça ampulün parlaklığı artar, pil sayısı azaldıkça ampulün parlaklığı azalır.<br />
<br />
<br />
DİRENÇ<br />
Maddelerin elektrik enerjisinin geçişine karşı gösterdikleri zorluğa DİRENÇ denir. <br />
Bu durumda yukarıdaki olayları değerlendirerek hangi maddelerinin dirençlerinin daha büyük olduğuna karar verelim. <br />
1. durumda iletkenin boyu uzadıkça ampul parlaklığının azaldığını görmüştük. Bu durumda sizce K iletkeninin direnci mi yoksa L iletkeninin direnci mi daha fazladır? Neden?<br />
…………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………<br />
2. durumda iletkenin kesit alanı (kalınlığı) arttıkça ampul parlaklığının arttığını görmüştük. Bu durumda sizce L iletkeninin direnci mi yoksa M iletkeninin direnci mi daha fazladır? Neden? <br />
………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………..<br />
3. durumda iletkenin cinsini değiştirmiştik. İletkenlik özelliği fazla olan iletken maddenin olduğu ampulün daha parlak olduğunu gördük. Bu durumda sizce M iletkeninin direnci mi yoksa N iletkeninin direnci mi fazladır? Neden?<br />
…………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………<br />
SONUÇ:<br />
İletkenin boyu uzadıkça direnci………………………………..<br />
İletkenin kesit alanı (kalınlığı) arttıkça direnci ……………………………….<br />
İletkenin iletkenlik özelliği arttıkça direnci …………………………………..<br />
REOSTA: Direnci değiştiren araca reosta denir. Bir iletkenin uzunluğunun değiştirilmesiyle direnci değişebilir.<br />
 Reosta ile ampulün parlaklığını artırıp azaltabiliriz.<br />
Şekildeki devrede;<br />
 ☻Sürgü 2 yönünde hareket ettirilince, devredeki telin uzunluğu ve dolayısıyla direnci artar.  Parlaklık azalır.<br />
☻Sürgü 1 yönünde hareket ettirilince, iletken telin uzunluğu azalır. Devredeki direnç azalır, akım artar.  Parlaklık artar.<br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.fenhane.com/images/attachtypes/doc.png" title="Microsoft Word Document" border="0" alt=".doc" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=573" target="_blank" title="">ampul parlaklığını neler etkiler.doc</a> (Dosya Boyutu: 74 KB / İndirme Sayısı: 633)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">resimli hali ektedir..</span><br />
AMPUL PARLAKLIĞINI NELER ETKİLER?<br />
Ampullerin parlaklığı devredeki ampul sayısı ve pil sayısına bağlıdır. Devredeki ampul ve pil sayılarının artması veya azalması ampullerin parlaklığını değiştirir.<br />
Aşağıda özdeş (aynı) pillerle hazırlanmış olan Şekil 1 ve Şekil 2'deki devreleri inceleyiniz. Şekil 2 de devreye 3 ampul bağlandığı için, bu üç ampul pilin sağladığı elektrik enerjisini paylaşacağından her bir ampule düşen enerji daha az olacaktır. Bu nedenle 3 ampul bağlı devredeki ampullerin parlaklığı daha az olacaktır. Şekil 1 de ise pilin enerjisi 1 ampul için harcandığından bu ampul daha parlak yanacaktır.<br />
<br />
SONUÇ: Öyleyse devredeki pil sayısı sabit iken ampul sayısı artarsa ampullerin parlaklığı azalır, devredeki ampul sayısı azalırsa ampullerin parlaklığı artar.<br />
<br />
<br />
<br />
Acaba ampul sayısı sabitken pil sayısını değiştirirsek ampullerin parlaklığı nasıl değişir?<br />
Aşağıda özdeş (aynı) pillerle hazırlanmış olan Şekil 1 ve Şekil 2'deki devreleri inceleyiniz. Devredeki anahtarları kapatarak ampullerin parlaklığını gözlemlediğimizde; Şekil 2'deki devrede daha fazla pil bağlandığından, devreden geçen elektrik enerjisi artacaktır. Dolayısıyla ampul daha parlak ışık verecektir.<br />
Şekil 1 de 1 pil kullanıldığı için ampul parlaklığı az, Şekil 2'deki devrede 3 pil bağlandığı için ampul parlaklığı daha fazla olacaktır.<br />
<br />
Sonuç olarak basit bir elektrik devresinde ampul sayısı sabit kalmak şartıyla devreye bağlanan pil sayısı arttıkça ampulün parlaklığı artar, pil sayısı azaldıkça ampulün parlaklığı azalır.<br />
<br />
<br />
DİRENÇ<br />
Maddelerin elektrik enerjisinin geçişine karşı gösterdikleri zorluğa DİRENÇ denir. <br />
Bu durumda yukarıdaki olayları değerlendirerek hangi maddelerinin dirençlerinin daha büyük olduğuna karar verelim. <br />
1. durumda iletkenin boyu uzadıkça ampul parlaklığının azaldığını görmüştük. Bu durumda sizce K iletkeninin direnci mi yoksa L iletkeninin direnci mi daha fazladır? Neden?<br />
…………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………<br />
2. durumda iletkenin kesit alanı (kalınlığı) arttıkça ampul parlaklığının arttığını görmüştük. Bu durumda sizce L iletkeninin direnci mi yoksa M iletkeninin direnci mi daha fazladır? Neden? <br />
………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………..<br />
3. durumda iletkenin cinsini değiştirmiştik. İletkenlik özelliği fazla olan iletken maddenin olduğu ampulün daha parlak olduğunu gördük. Bu durumda sizce M iletkeninin direnci mi yoksa N iletkeninin direnci mi fazladır? Neden?<br />
…………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………<br />
SONUÇ:<br />
İletkenin boyu uzadıkça direnci………………………………..<br />
İletkenin kesit alanı (kalınlığı) arttıkça direnci ……………………………….<br />
İletkenin iletkenlik özelliği arttıkça direnci …………………………………..<br />
REOSTA: Direnci değiştiren araca reosta denir. Bir iletkenin uzunluğunun değiştirilmesiyle direnci değişebilir.<br />
 Reosta ile ampulün parlaklığını artırıp azaltabiliriz.<br />
Şekildeki devrede;<br />
 ☻Sürgü 2 yönünde hareket ettirilince, devredeki telin uzunluğu ve dolayısıyla direnci artar.  Parlaklık azalır.<br />
☻Sürgü 1 yönünde hareket ettirilince, iletken telin uzunluğu azalır. Devredeki direnç azalır, akım artar.  Parlaklık artar.<br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.fenhane.com/images/attachtypes/doc.png" title="Microsoft Word Document" border="0" alt=".doc" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=573" target="_blank" title="">ampul parlaklığını neler etkiler.doc</a> (Dosya Boyutu: 74 KB / İndirme Sayısı: 633)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[yaşamımızdaki elektrik ders notu]]></title>
			<link>https://www.fenhane.com/konu-yasamimizdaki-elektrik-ders-notu.html</link>
			<pubDate>Mon, 15 May 2017 18:19:43 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.fenhane.com/member.php?action=profile&uid=2">fenhane58</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.fenhane.com/konu-yasamimizdaki-elektrik-ders-notu.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">word hali ektedir..</span><br />
YAŞAMIMIZDAKİ ELEKTRİK<br />
Basit elektrik devresi<br />
<br />
Basit bir elektrik devresi; devreye güç sağlayan pil, devreden geçen enerjinin varlığını gösteren ampul, devreden geçen enerjinin dolaşması için devreyi tamamlayan anahtar ve enerjinin dolaşmasını sağlayan bağlantı kablolarından oluşur.<br />
Ancak bağlantı kabloları her türlü maddeden yapılmaz. Bazı maddeler enerjinin devrede dolaşmasına izin verirken bazı maddeler buna izin vermez. <br />
<br />
İletken ve yalıtkan maddeler<br />
1.	İletken Maddeler:<br />
 Elektriği ileten maddelere iletken denir.<br />
	Bütün metaller iyi iletkendir.<br />
	Bakır ve alüminyum iletken olarak en çok kullanılan metallerdendir.<br />
	Altın, gümüş, civa, çinko, alüminyum, nikel iletkenlik sıralamasıdır.<br />
	Metaller içinde en iyi iletken altın ve sonra gümüştür.<br />
	Tuzlu su, limonlu su, deniz suyu, asitli su, maden suyu, sirke, toprak, insan vücudu, kurşun kalem içi de iletkendir.<br />
	Tahta ıslatılırsa iletken hale geçebilir.<br />
2.  Yalıtkan Maddeler:<br />
 Elektriği geçirmeyen maddelere yalıtkan denir. <br />
Tahta, porselen, seramik, yağmur suyu, saf su, şekerli su, ebonit çubuk, alkol, kauçuk, cam, plâstik, hava, kâğıt, karton, yalıtkan maddedir.<br />
<br />
Elektrik Çarpması Nedir?<br />
 Elektriğin canlı vücudundan toprağa geçmesi olayıdır.<br />
İnsan vücudu iletken olduğundan elektrik çarpmaları kaçınılmazdır.<br />
	Elektrik çarpması prizler-elektrikli aletlerden kaynaklanan elektrik kaçakları, kablolarının kopması ya da direklere tırmanılması, yıldırım düşmesi ile ortaya çıkabilir.<br />
	Vücuttan geçen elektrik akımları yüksek voltajdaysa, şok, kalp durması, solunum durması, ölüm gibi sonuçlar doğurabilir.<br />
 Elektrik çarpmalarına karşı alınacak önlemler:<br />
	Tornavida ve pense gibi aletlerin saplarının plastikle kaplı olması<br />
	Elektrikli işlerle uğraşırken plastik ya da kauçuk eldiven giyilmesi<br />
	Prizlere birden fazla elektrikli alet fişi takılmaması<br />
	Prizlere ıslak elle dokunmamak<br />
	Kablolarda kopukluk ya da erime varsa büyüklerimize haber vermek<br />
	Kabloların etrafının plastikle kaplanması<br />
 Elektrik Çarpmasının İlkyardımı:<br />
	Elektrik akımı şalterden kesilmeli,<br />
	Çarpılan kişi yalıtkan bir cisim veya sopa ile itilmeli<br />
	Yalıtkan eldiven kullanarak kişi itilebilir.<br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.fenhane.com/images/attachtypes/doc.png" title="Microsoft Word Document" border="0" alt=".doc" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=572" target="_blank" title="">yaşamımızdaki elektrik ders notu.doc</a> (Dosya Boyutu: 134 KB / İndirme Sayısı: 491)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">word hali ektedir..</span><br />
YAŞAMIMIZDAKİ ELEKTRİK<br />
Basit elektrik devresi<br />
<br />
Basit bir elektrik devresi; devreye güç sağlayan pil, devreden geçen enerjinin varlığını gösteren ampul, devreden geçen enerjinin dolaşması için devreyi tamamlayan anahtar ve enerjinin dolaşmasını sağlayan bağlantı kablolarından oluşur.<br />
Ancak bağlantı kabloları her türlü maddeden yapılmaz. Bazı maddeler enerjinin devrede dolaşmasına izin verirken bazı maddeler buna izin vermez. <br />
<br />
İletken ve yalıtkan maddeler<br />
1.	İletken Maddeler:<br />
 Elektriği ileten maddelere iletken denir.<br />
	Bütün metaller iyi iletkendir.<br />
	Bakır ve alüminyum iletken olarak en çok kullanılan metallerdendir.<br />
	Altın, gümüş, civa, çinko, alüminyum, nikel iletkenlik sıralamasıdır.<br />
	Metaller içinde en iyi iletken altın ve sonra gümüştür.<br />
	Tuzlu su, limonlu su, deniz suyu, asitli su, maden suyu, sirke, toprak, insan vücudu, kurşun kalem içi de iletkendir.<br />
	Tahta ıslatılırsa iletken hale geçebilir.<br />
2.  Yalıtkan Maddeler:<br />
 Elektriği geçirmeyen maddelere yalıtkan denir. <br />
Tahta, porselen, seramik, yağmur suyu, saf su, şekerli su, ebonit çubuk, alkol, kauçuk, cam, plâstik, hava, kâğıt, karton, yalıtkan maddedir.<br />
<br />
Elektrik Çarpması Nedir?<br />
 Elektriğin canlı vücudundan toprağa geçmesi olayıdır.<br />
İnsan vücudu iletken olduğundan elektrik çarpmaları kaçınılmazdır.<br />
	Elektrik çarpması prizler-elektrikli aletlerden kaynaklanan elektrik kaçakları, kablolarının kopması ya da direklere tırmanılması, yıldırım düşmesi ile ortaya çıkabilir.<br />
	Vücuttan geçen elektrik akımları yüksek voltajdaysa, şok, kalp durması, solunum durması, ölüm gibi sonuçlar doğurabilir.<br />
 Elektrik çarpmalarına karşı alınacak önlemler:<br />
	Tornavida ve pense gibi aletlerin saplarının plastikle kaplı olması<br />
	Elektrikli işlerle uğraşırken plastik ya da kauçuk eldiven giyilmesi<br />
	Prizlere birden fazla elektrikli alet fişi takılmaması<br />
	Prizlere ıslak elle dokunmamak<br />
	Kablolarda kopukluk ya da erime varsa büyüklerimize haber vermek<br />
	Kabloların etrafının plastikle kaplanması<br />
 Elektrik Çarpmasının İlkyardımı:<br />
	Elektrik akımı şalterden kesilmeli,<br />
	Çarpılan kişi yalıtkan bir cisim veya sopa ile itilmeli<br />
	Yalıtkan eldiven kullanarak kişi itilebilir.<br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.fenhane.com/images/attachtypes/doc.png" title="Microsoft Word Document" border="0" alt=".doc" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=572" target="_blank" title="">yaşamımızdaki elektrik ders notu.doc</a> (Dosya Boyutu: 134 KB / İndirme Sayısı: 491)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[fiziksel ve kimyasal değişim ders notu]]></title>
			<link>https://www.fenhane.com/konu-fiziksel-ve-kimyasal-degisim-ders-notu.html</link>
			<pubDate>Mon, 15 May 2017 18:16:39 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.fenhane.com/member.php?action=profile&uid=2">fenhane58</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.fenhane.com/konu-fiziksel-ve-kimyasal-degisim-ders-notu.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">ekte bulabilirsiniz</span><br />
FİZİKSEL VE KİMYASAL DEĞİŞİM<br />
Günlük hayatımızda çeşitli etkiler sonucunda maddelerde bazı değişimler olduğunu görürüz. Örneğin bir kâğıdı yaktığımızda kağıdın kül olduğunu, bir buz parçasını sıcak bir yere koyduğumuzda buzun eridiğini, annemizin çeşitli sebzeleri pişirerek yemek yaptığını hepimiz görmüşüzdür.<br />
Maddelerde meydana gelen değişimler 2 grupta incelenebilir:<br />
	Fiziksel değişmeler<br />
	Kimyasal değişmeler<br />
FİZİKSEL DEĞİŞMELER:<br />
Maddenin yapısı değişmeden sadece dış görünüşünde meydana gelen değişmelerdir. Fiziksel değişmeler sonucunda yeni maddeler oluşmaz. Sadece maddenin renk, şekil, büyüklük gibi özellikleri değişir. Fiziksel değişmeler sonucunda maddenin kimliği değişmez.<br />
ÖRNEKLER:<br />
 <br />
	Buzun erimesi<br />
	Kâğıdın yırtılması<br />
	Tebeşirin toz haline getirilmesi<br />
	Küp şekerin ezilerek toz şeker haline getirilmesi<br />
	Suyun donması<br />
	Çaydanlıktaki suyun buharlaşması<br />
	Camın buğulanması<br />
	Akşamları gökyüzünün renginin maviden kızıla dönüşmesi<br />
	Altından bilezik yapılması<br />
	Odunun kırılması<br />
	Camın kırılması<br />
	Yemek tuzunun suda çözünmesi<br />
	Yoğurttan ayran yapılması<br />
	Bakırdan tencere yapılması<br />
	Havucun rendelenmesi<br />
 <br />
KİMYASAL DEĞİŞMELER:<br />
Maddenin iç yapısında meydana gelen değişmelerdir. Kimyasal değişmeler sonucunda maddenin kimliği değişir ve yeni maddeler oluşur. Kimyasal değişmeye uğrayan maddeler eski haline döndürülemez.<br />
ÖRNEKLER:<br />
 <br />
	Kömürün yanması<br />
	Sütten yoğurt ve peynir yapılması<br />
	Demirin paslanması<br />
	Meyvelerin çürümesi<br />
	Un ve sudan hamur yapılması<br />
	Kumdan cam yapılması<br />
	Ekmeğin küflenmesi<br />
	Kabartma tozunun üzerine limon sıkılması<br />
	Canlıların ölmesi<br />
	İnsanın sindirim ve solunum yapması<br />
	Bitkilerin fotosentez yapması<br />
	Üzüm suyundan sirke yapılması<br />
	Doğalgazın yanması<br />
	Dişlerimizin çürümesi<br />
	Yumurtanın haşlanması<br />
	Gümüşün açık havada zamanla kararması<br />
 <br />
<br />
NOT: Kimyasal değişmeler sonucunda hem maddenin görünümü değişir hem de yeni maddeler oluşur.<br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.fenhane.com/images/attachtypes/doc.png" title="Microsoft Word Document" border="0" alt=".doc" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=571" target="_blank" title="">fiziksel ve kimyasal değşim ders notu.doc</a> (Dosya Boyutu: 190.5 KB / İndirme Sayısı: 479)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">ekte bulabilirsiniz</span><br />
FİZİKSEL VE KİMYASAL DEĞİŞİM<br />
Günlük hayatımızda çeşitli etkiler sonucunda maddelerde bazı değişimler olduğunu görürüz. Örneğin bir kâğıdı yaktığımızda kağıdın kül olduğunu, bir buz parçasını sıcak bir yere koyduğumuzda buzun eridiğini, annemizin çeşitli sebzeleri pişirerek yemek yaptığını hepimiz görmüşüzdür.<br />
Maddelerde meydana gelen değişimler 2 grupta incelenebilir:<br />
	Fiziksel değişmeler<br />
	Kimyasal değişmeler<br />
FİZİKSEL DEĞİŞMELER:<br />
Maddenin yapısı değişmeden sadece dış görünüşünde meydana gelen değişmelerdir. Fiziksel değişmeler sonucunda yeni maddeler oluşmaz. Sadece maddenin renk, şekil, büyüklük gibi özellikleri değişir. Fiziksel değişmeler sonucunda maddenin kimliği değişmez.<br />
ÖRNEKLER:<br />
 <br />
	Buzun erimesi<br />
	Kâğıdın yırtılması<br />
	Tebeşirin toz haline getirilmesi<br />
	Küp şekerin ezilerek toz şeker haline getirilmesi<br />
	Suyun donması<br />
	Çaydanlıktaki suyun buharlaşması<br />
	Camın buğulanması<br />
	Akşamları gökyüzünün renginin maviden kızıla dönüşmesi<br />
	Altından bilezik yapılması<br />
	Odunun kırılması<br />
	Camın kırılması<br />
	Yemek tuzunun suda çözünmesi<br />
	Yoğurttan ayran yapılması<br />
	Bakırdan tencere yapılması<br />
	Havucun rendelenmesi<br />
 <br />
KİMYASAL DEĞİŞMELER:<br />
Maddenin iç yapısında meydana gelen değişmelerdir. Kimyasal değişmeler sonucunda maddenin kimliği değişir ve yeni maddeler oluşur. Kimyasal değişmeye uğrayan maddeler eski haline döndürülemez.<br />
ÖRNEKLER:<br />
 <br />
	Kömürün yanması<br />
	Sütten yoğurt ve peynir yapılması<br />
	Demirin paslanması<br />
	Meyvelerin çürümesi<br />
	Un ve sudan hamur yapılması<br />
	Kumdan cam yapılması<br />
	Ekmeğin küflenmesi<br />
	Kabartma tozunun üzerine limon sıkılması<br />
	Canlıların ölmesi<br />
	İnsanın sindirim ve solunum yapması<br />
	Bitkilerin fotosentez yapması<br />
	Üzüm suyundan sirke yapılması<br />
	Doğalgazın yanması<br />
	Dişlerimizin çürümesi<br />
	Yumurtanın haşlanması<br />
	Gümüşün açık havada zamanla kararması<br />
 <br />
<br />
NOT: Kimyasal değişmeler sonucunda hem maddenin görünümü değişir hem de yeni maddeler oluşur.<br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.fenhane.com/images/attachtypes/doc.png" title="Microsoft Word Document" border="0" alt=".doc" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=571" target="_blank" title="">fiziksel ve kimyasal değşim ders notu.doc</a> (Dosya Boyutu: 190.5 KB / İndirme Sayısı: 479)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[elementler ve bileşikler ders notu]]></title>
			<link>https://www.fenhane.com/konu-elementler-ve-bilesikler-ders-notu.html</link>
			<pubDate>Tue, 09 May 2017 14:47:41 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.fenhane.com/member.php?action=profile&uid=2">fenhane58</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.fenhane.com/konu-elementler-ve-bilesikler-ders-notu.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">dosyanın word hali ektedir..</span></span><br />
<br />
ELEMENT VE BİLEŞİKLER<br />
1- Elementler ve Elementlerin Özellikleri:<br />
a) Elementler:<br />
Aynı cins atomlardan oluşan, fiziksel ya da kimyasal yollarla kendinden daha basit ve farklı maddelere ayrılamayan saf maddelere element denir.<br />
	Elementler çok sayıda atomdan oluşur ve elementleri oluşturan atomlar aynı cins atomlardır. Çok sayıda aynı cins atom birleşerek görünür boyuta geldiklerinde elementleri oluştururlar.<br />
	Bir elementi oluşturan bütün atomların büyüklükleri yani şekilleri (ve atomları arasındaki uzaklık) aynıdır. <br />
	Fakat bir elementin atomları ile başka bir elementin atomlarının büyüklükleri yani şekilleri farklıdır (ve atomları arasındaki uzaklık).<br />
	Elementi oluşturan atomların birbirine olan uzaklığı elementin katı, sıvı ve gaz haline göre değişebilir.<br />
Örnek: <br />
• Demir elementini oluşturan atomlar demir atomlarıdır. Demir elementini oluşturan en küçük tanecikler demir atomlarıdır. Demirden yapılmış farklı maddeler de aynı demir atomlarından oluşurlar.<br />
• Bakır elementini oluşturan atomlar bakır atomlarıdır. Bakır elementini oluşturan en küçük tanecikler bakır atomlarıdır. Bakırdan yapılmış farklı maddeler de aynı bakır atomlarından oluşurlar.<br />
• Demir elementini oluşturan demir atomları ile bakır elementini oluşturan bakır atomları birbirinden farklı büyüklüktedir.<br />
b) Element Çeşitleri:<br />
1- Atomik Yapıdaki Elementler:<br />
Bazı elementleri oluşturan aynı cins atomlar doğada tek başlarına bulunurlar. Böyle atomlara sahip elementlere atomik yapılı elementler denir. Atomik yapılı elementlerin en küçük taneciği atomlardır.<br />
Örnek: Demir, bakır, alüminyum, çinko, kurşun, altın gibi elementler atomik yapılıdır.<br />
2- Moleküler Yapıdaki Elementler: <br />
Bazı elementleri oluşturan aynı cins atomlar doğada ikili gruplar halinde bulunurlar. Böyle atomlara sahip elementlere moleküler yapılı elementler denir. Moleküler yapılı elementlerin en küçük taneciği moleküllerdir.<br />
Örnek: Hidrojen, oksijen, iyot, karbon, fosfor, kükürt, azot…<br />
c) Elementlerin Özellikleri:<br />
1- Kendi özeliğini taşıyan en küçük yapı birimleri atomlardır.<br />
2- Aynı cins atomlardan oluşurlar. <br />
3- Kendinden daha basit ve farklı maddelere ayrılamazlar.<br />
4- Saf maddelerdir.<br />
5- Sembollerle gösterilirler.<br />
2- Moleküller:<br />
Aynı cins ya da farklı cins iki ya da daha fazla atomun (kimyasal bağlar ile) birbirine bağlanması sonucu oluşan atom gruplarına (yapıya) molekül denir.<br />
Atomların çoğu doğada tek başlarına bulunmazlar. Aynı cins ya da farklı cins atomlar bir araya gelerek molekülleri oluştururlar ve doğada molekül halinde bulunurlar. <br />
Moleküller iki ya da daha fazla atomdan oluşurlar. İki (az sayıda) atomdan oluşan moleküllere basit yapılı moleküller, çok sayıda atomdan oluşan moleküllere karmaşık yapılı moleküller denir. (500 atomdan oluşan moleküller bulunabilir).<br />
Örnek: Su, iyot, hidrojen, oksijen molekülleri basit yapılı moleküllerdir. <br />
• Günlük hayatta kullanılan besinlerde ve hücrede bulunan karbonhidrat, protein ve yağ molekülleri karmaşık yapılı moleküllerdir.<br />
a) Aynı Cins Atomların Molekülleri:<br />
Aynı cins iki atom bir araya gelerek element moleküllerini, aynı cins element molekülleri de bir araya gelerek elementleri oluştururlar.<br />
Bazı elementleri oluşturan aynı cins atomlar doğada tek başlarına bulunurken bazı elementleri oluşturan aynı cins atomlar da doğada ikili gruplar halinde bulunurlar. Doğada ikili gruplar halinde bulunan atomlara sahip elementlere moleküler yapılı elementler denir. Moleküler yapılı elementlerin en küçük taneciği moleküllerdir.<br />
Hem elementler hem de element molekülleri aynı cins atomdan oluşur. Elementler çok sayıda atomdan oluşur ve görünür boyuttadır. Element molekülleri ise iki atomdan oluşur ve elementlerin yapı birimleridir (görünmez boyuttadır). <br />
b) Farklı Cins Atomların Molekülleri:<br />
Farklı cins atomlar bir araya gelerek bileşik moleküllerini, bu moleküller de birleşerek bileşikleri oluştururlar. Bu nedenle bileşikler farklı cins atomlardan oluşurlar ve bileşiklerin kendi özelliklerini taşıyan en küçük tanecikleri moleküllerdir.<br />
Bileşiklerin moleküllerini oluşturan atomlar farklı cins atomlar oldukları için bu atomların büyüklükleri ve özellikleri de birbirinden farklıdır.<br />
<br />
<br />
<br />
3- Bileşikler ve Bileşiklerin Özellikleri:<br />
a) Bileşikler:<br />
İki ya da daha fazla çeşit element atomunun bir araya gelerek oluşturdukları yeni saf maddeye bileşik denir. Farklı atom içeren moleküller (çok sayıdaki molekül) bir araya gelerek görünecek boyuta ulaştıklarında bileşikler oluşur.<br />
Bileşikler kendini oluşturan atomlardan (elementlerden) farklı özelliklere sahiptirler. Bileşiği oluşturan atomlar kendi özelliklerini kaybederler. (Helva, kendini oluşturan un, yağ ve şekerden farklı tada ve özelliğe sahiptir).<br />
Bileşiklerin çoğu moleküllerden oluşmuşlardır. Bir bileşiği oluşturan moleküllerden her biri bileşikteki diğer moleküllerle aynı sayıda ve aynı cinste atom içerir. (Bileşikteki moleküllerin hepsi aynı sayıda ve aynı cinste atom içerir).<br />
Doğada bilinen 115 çeşit atom vardır. Bu atomlar farklı çeşitlerde ve şekillerde bir araya gelerek milyonlarca farklı madde yani bileşik oluşur.<br />
Bileşikler atomik yapıda değildirler.<br />
Örnek : • Su bileşiktir ve su bileşiğini oluşturmak için çok sayıda su molekülü bir araya gelir. Su bileşiğini oluşturan moleküllerden her biri suyun diğer molekülleri ile aynı sayıda ve cinste atom içerir. Bir su molekülü iki hidrojen ve bir oksijen atomundan oluşur.<br />
b) Bileşik Çeşitleri:<br />
1- Moleküler Yapıdaki Bileşikler:<br />
Bileşikler iki ya da daha fazla atomdan oluşan moleküllerden oluşmuşsa böyle bileşiklere moleküler yapılı bileşikler denir. Moleküler yapılı bileşikler moleküllerden oluşurlar.<br />
Örnek : • Şeker bileşiği moleküler yapıdadır ve her molekül 24 atomdan oluşur.<br />
<br />
Glikoz=C6H12O6<br />
<br />
• Su bileşiği moleküler yapıdadır ve her molekül 3 atomdan oluşur.<br />
<br />
2- Moleküler Yapıda Olmayan Bileşikler:<br />
Bileşikler, ikili ya da daha fazla atomdan oluşan moleküllerden oluşmayıp, bileşiği oluşturan atomlar bir yığın oluşturacak şekilde dizilmişlerse böyle bileşiklere moleküler yapılı olmayan bileşikler denir. <br />
Moleküler yapıda olmayan bileşikleri oluşturan yığınlardaki atomlar sayılamayacak kadar çoktur ve yığındaki atomun sayısı yığının büyüklüğüne göre değişir. Fakat moleküler yapıdaki bileşikleri oluşturan moleküllerdeki atomlar sayılabilirler ve moleküldeki atom sayısı değişmez.<br />
Örnek : • Tuz bileşiği moleküler yapıda değildir, yığın görünümündedir. <br />
Tuzluktan dökülen bir tuz kristalinde sayılamayacak kadar çok sayıda atom bulunur.<br />
<br />
c) Bileşiklerin Özellikleri:<br />
1- Bileşikler, kendini oluşturan elementlerin (atomları) özelliklerini göstermezler.<br />
2- Bileşiği oluşturan elementler (atomlar) kendi özelliklerini kaybederler.<br />
3- Bileşiği oluşturan elementler belirli oranlarda birleşirler.<br />
4- Bileşikler oluşurken enerji alışverişi olur.<br />
5- Bileşikler, kimyasal tepkimelerle oluşur ve kimyasal yollarla ayrılırlar. <br />
6- Bileşikler en az iki farklı elementten yani atomdan oluşurlar.<br />
7- Bileşiklerin belirli erime, kaynama, donma ve yoğunlaşma sıcaklıkları vardır.<br />
8- Bileşikler saf ve homojen maddelerdir.<br />
9- Bileşikler formüllerle gösterilirler.<br />
10- Bileşiklerin en küçük yapı birimleri moleküllerdir.<br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.fenhane.com/images/attachtypes/doc.png" title="Microsoft Word Document" border="0" alt=".doc" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=570" target="_blank" title="">elementler ve bileşikler drs notu.doc</a> (Dosya Boyutu: 799.5 KB / İndirme Sayısı: 508)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">dosyanın word hali ektedir..</span></span><br />
<br />
ELEMENT VE BİLEŞİKLER<br />
1- Elementler ve Elementlerin Özellikleri:<br />
a) Elementler:<br />
Aynı cins atomlardan oluşan, fiziksel ya da kimyasal yollarla kendinden daha basit ve farklı maddelere ayrılamayan saf maddelere element denir.<br />
	Elementler çok sayıda atomdan oluşur ve elementleri oluşturan atomlar aynı cins atomlardır. Çok sayıda aynı cins atom birleşerek görünür boyuta geldiklerinde elementleri oluştururlar.<br />
	Bir elementi oluşturan bütün atomların büyüklükleri yani şekilleri (ve atomları arasındaki uzaklık) aynıdır. <br />
	Fakat bir elementin atomları ile başka bir elementin atomlarının büyüklükleri yani şekilleri farklıdır (ve atomları arasındaki uzaklık).<br />
	Elementi oluşturan atomların birbirine olan uzaklığı elementin katı, sıvı ve gaz haline göre değişebilir.<br />
Örnek: <br />
• Demir elementini oluşturan atomlar demir atomlarıdır. Demir elementini oluşturan en küçük tanecikler demir atomlarıdır. Demirden yapılmış farklı maddeler de aynı demir atomlarından oluşurlar.<br />
• Bakır elementini oluşturan atomlar bakır atomlarıdır. Bakır elementini oluşturan en küçük tanecikler bakır atomlarıdır. Bakırdan yapılmış farklı maddeler de aynı bakır atomlarından oluşurlar.<br />
• Demir elementini oluşturan demir atomları ile bakır elementini oluşturan bakır atomları birbirinden farklı büyüklüktedir.<br />
b) Element Çeşitleri:<br />
1- Atomik Yapıdaki Elementler:<br />
Bazı elementleri oluşturan aynı cins atomlar doğada tek başlarına bulunurlar. Böyle atomlara sahip elementlere atomik yapılı elementler denir. Atomik yapılı elementlerin en küçük taneciği atomlardır.<br />
Örnek: Demir, bakır, alüminyum, çinko, kurşun, altın gibi elementler atomik yapılıdır.<br />
2- Moleküler Yapıdaki Elementler: <br />
Bazı elementleri oluşturan aynı cins atomlar doğada ikili gruplar halinde bulunurlar. Böyle atomlara sahip elementlere moleküler yapılı elementler denir. Moleküler yapılı elementlerin en küçük taneciği moleküllerdir.<br />
Örnek: Hidrojen, oksijen, iyot, karbon, fosfor, kükürt, azot…<br />
c) Elementlerin Özellikleri:<br />
1- Kendi özeliğini taşıyan en küçük yapı birimleri atomlardır.<br />
2- Aynı cins atomlardan oluşurlar. <br />
3- Kendinden daha basit ve farklı maddelere ayrılamazlar.<br />
4- Saf maddelerdir.<br />
5- Sembollerle gösterilirler.<br />
2- Moleküller:<br />
Aynı cins ya da farklı cins iki ya da daha fazla atomun (kimyasal bağlar ile) birbirine bağlanması sonucu oluşan atom gruplarına (yapıya) molekül denir.<br />
Atomların çoğu doğada tek başlarına bulunmazlar. Aynı cins ya da farklı cins atomlar bir araya gelerek molekülleri oluştururlar ve doğada molekül halinde bulunurlar. <br />
Moleküller iki ya da daha fazla atomdan oluşurlar. İki (az sayıda) atomdan oluşan moleküllere basit yapılı moleküller, çok sayıda atomdan oluşan moleküllere karmaşık yapılı moleküller denir. (500 atomdan oluşan moleküller bulunabilir).<br />
Örnek: Su, iyot, hidrojen, oksijen molekülleri basit yapılı moleküllerdir. <br />
• Günlük hayatta kullanılan besinlerde ve hücrede bulunan karbonhidrat, protein ve yağ molekülleri karmaşık yapılı moleküllerdir.<br />
a) Aynı Cins Atomların Molekülleri:<br />
Aynı cins iki atom bir araya gelerek element moleküllerini, aynı cins element molekülleri de bir araya gelerek elementleri oluştururlar.<br />
Bazı elementleri oluşturan aynı cins atomlar doğada tek başlarına bulunurken bazı elementleri oluşturan aynı cins atomlar da doğada ikili gruplar halinde bulunurlar. Doğada ikili gruplar halinde bulunan atomlara sahip elementlere moleküler yapılı elementler denir. Moleküler yapılı elementlerin en küçük taneciği moleküllerdir.<br />
Hem elementler hem de element molekülleri aynı cins atomdan oluşur. Elementler çok sayıda atomdan oluşur ve görünür boyuttadır. Element molekülleri ise iki atomdan oluşur ve elementlerin yapı birimleridir (görünmez boyuttadır). <br />
b) Farklı Cins Atomların Molekülleri:<br />
Farklı cins atomlar bir araya gelerek bileşik moleküllerini, bu moleküller de birleşerek bileşikleri oluştururlar. Bu nedenle bileşikler farklı cins atomlardan oluşurlar ve bileşiklerin kendi özelliklerini taşıyan en küçük tanecikleri moleküllerdir.<br />
Bileşiklerin moleküllerini oluşturan atomlar farklı cins atomlar oldukları için bu atomların büyüklükleri ve özellikleri de birbirinden farklıdır.<br />
<br />
<br />
<br />
3- Bileşikler ve Bileşiklerin Özellikleri:<br />
a) Bileşikler:<br />
İki ya da daha fazla çeşit element atomunun bir araya gelerek oluşturdukları yeni saf maddeye bileşik denir. Farklı atom içeren moleküller (çok sayıdaki molekül) bir araya gelerek görünecek boyuta ulaştıklarında bileşikler oluşur.<br />
Bileşikler kendini oluşturan atomlardan (elementlerden) farklı özelliklere sahiptirler. Bileşiği oluşturan atomlar kendi özelliklerini kaybederler. (Helva, kendini oluşturan un, yağ ve şekerden farklı tada ve özelliğe sahiptir).<br />
Bileşiklerin çoğu moleküllerden oluşmuşlardır. Bir bileşiği oluşturan moleküllerden her biri bileşikteki diğer moleküllerle aynı sayıda ve aynı cinste atom içerir. (Bileşikteki moleküllerin hepsi aynı sayıda ve aynı cinste atom içerir).<br />
Doğada bilinen 115 çeşit atom vardır. Bu atomlar farklı çeşitlerde ve şekillerde bir araya gelerek milyonlarca farklı madde yani bileşik oluşur.<br />
Bileşikler atomik yapıda değildirler.<br />
Örnek : • Su bileşiktir ve su bileşiğini oluşturmak için çok sayıda su molekülü bir araya gelir. Su bileşiğini oluşturan moleküllerden her biri suyun diğer molekülleri ile aynı sayıda ve cinste atom içerir. Bir su molekülü iki hidrojen ve bir oksijen atomundan oluşur.<br />
b) Bileşik Çeşitleri:<br />
1- Moleküler Yapıdaki Bileşikler:<br />
Bileşikler iki ya da daha fazla atomdan oluşan moleküllerden oluşmuşsa böyle bileşiklere moleküler yapılı bileşikler denir. Moleküler yapılı bileşikler moleküllerden oluşurlar.<br />
Örnek : • Şeker bileşiği moleküler yapıdadır ve her molekül 24 atomdan oluşur.<br />
<br />
Glikoz=C6H12O6<br />
<br />
• Su bileşiği moleküler yapıdadır ve her molekül 3 atomdan oluşur.<br />
<br />
2- Moleküler Yapıda Olmayan Bileşikler:<br />
Bileşikler, ikili ya da daha fazla atomdan oluşan moleküllerden oluşmayıp, bileşiği oluşturan atomlar bir yığın oluşturacak şekilde dizilmişlerse böyle bileşiklere moleküler yapılı olmayan bileşikler denir. <br />
Moleküler yapıda olmayan bileşikleri oluşturan yığınlardaki atomlar sayılamayacak kadar çoktur ve yığındaki atomun sayısı yığının büyüklüğüne göre değişir. Fakat moleküler yapıdaki bileşikleri oluşturan moleküllerdeki atomlar sayılabilirler ve moleküldeki atom sayısı değişmez.<br />
Örnek : • Tuz bileşiği moleküler yapıda değildir, yığın görünümündedir. <br />
Tuzluktan dökülen bir tuz kristalinde sayılamayacak kadar çok sayıda atom bulunur.<br />
<br />
c) Bileşiklerin Özellikleri:<br />
1- Bileşikler, kendini oluşturan elementlerin (atomları) özelliklerini göstermezler.<br />
2- Bileşiği oluşturan elementler (atomlar) kendi özelliklerini kaybederler.<br />
3- Bileşiği oluşturan elementler belirli oranlarda birleşirler.<br />
4- Bileşikler oluşurken enerji alışverişi olur.<br />
5- Bileşikler, kimyasal tepkimelerle oluşur ve kimyasal yollarla ayrılırlar. <br />
6- Bileşikler en az iki farklı elementten yani atomdan oluşurlar.<br />
7- Bileşiklerin belirli erime, kaynama, donma ve yoğunlaşma sıcaklıkları vardır.<br />
8- Bileşikler saf ve homojen maddelerdir.<br />
9- Bileşikler formüllerle gösterilirler.<br />
10- Bileşiklerin en küçük yapı birimleri moleküllerdir.<br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.fenhane.com/images/attachtypes/doc.png" title="Microsoft Word Document" border="0" alt=".doc" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=570" target="_blank" title="">elementler ve bileşikler drs notu.doc</a> (Dosya Boyutu: 799.5 KB / İndirme Sayısı: 508)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[atomun yapısı ders notu]]></title>
			<link>https://www.fenhane.com/konu-atomun-yapisi-ders-notu.html</link>
			<pubDate>Sat, 06 May 2017 14:07:18 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.fenhane.com/member.php?action=profile&uid=2">fenhane58</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.fenhane.com/konu-atomun-yapisi-ders-notu.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">dosyanın orijinali ektedir..</span><br />
<br />
ATOM VE YAPISI<br />
Hava, su, dağlar, hayvanlar, bitkiler, vücudumuz, oturduğumuz koltuk, kısacası en ağırından en hafifine kadar gördüğümüz, dokunduğumuz, hissettiğimiz her şey atomdan meydana gelmiştir. Elinizde tutuğunuz kitabın her bir sayfası milyarlarca atomdan oluşur. <br />
Atomlar öyle küçük parçalardır ki, en güçlü mikroskopla dahi bir tanesini görmek mümkün değildir. Bir atomun çapı ancak milimetrenin milyonda biri kadardır.<br />
Bu küçüklüğü bir insanın gözünde canlandırması pek mümkün değildir yüzden bunu bir örnekle açıklamaya çalışalım: <br />
Elinizde bir anahtar olduğunu düşünün. Kuşkusuz bu anahtarın içindeki atomları görebilmemiz mümkün değildir. Atomları mutlaka görmek istiyorum diyorsanız, elinizdeki anahtarı dünyanın boyutlarına getirmemiz gerekecektir. Elinizdeki anahtar dünya boyutunda büyürse, işte o zaman anahtarın içindeki her bir atom bir kiraz büyüklüğüne ulaşır ve sizde onları görebilirsiniz.<br />
Yine bu küçüklüğü kavraya bilmek ve her şeyin nasıl atomlarla dolu olabildiğini görebilmek için bir örnek daha verelim:<br />
Bir tuz tanesinin tüm atomlarını saymak istediğimizi düşünelim. Saniyede bir milyar (1.000.000.000) tane sayacak kadar eli çabuk olduğumuzu varsayalım. Bu dikkate değer beceriye karsın bu ufacık tuz tanesi içindeki atom sayısını tam olarak tespit edebilmek için beş yüz yıldan fazla zamana ihtiyacımız olacaktır.<br />
<br />
Peki bu kadar küçük bir yapının içinde ne vardır?<br />
Bu derece küçük olmasına rağmen atomun içinde evrende gördüğümüz sistemle kıyaslayabileceğimiz derecede kusursuz bir sistem bulunmaktadır.<br />
Her atom, bir çekirdek ve çekirdeğin çok uzağındaki yörüngelerde dönüp-dolaşan elektronlardan oluşmuştur. Çekirdeğin içinde ise proton ve nötron ismi verilen başka parçacıklar vardır.<br />
<br />
TARİH BOYUNCA ATOM FİKRİNİN GELİŞİMİ<br />
<br />
Şu an kullanılmakta olan atom modeli modern atom modelidir. Bu teoriye göre elektronlar çok küçük ve çok hızlı hareket ettiklerinden sabit bir yerleri yoktur. Elektronların yerleri kesin olarak tespit edilememektedir. Elektronların bulunma olasılığı olan yerlere elektron bulutu denir.<br />
<br />
Atomlar kendinden küçük parçalardan oluşur.<br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.fenhane.com/images/attachtypes/doc.png" title="Microsoft Word Document" border="0" alt=".doc" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=568" target="_blank" title="">atom ve yapısı ders notu.doc</a> (Dosya Boyutu: 864.5 KB / İndirme Sayısı: 520)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">dosyanın orijinali ektedir..</span><br />
<br />
ATOM VE YAPISI<br />
Hava, su, dağlar, hayvanlar, bitkiler, vücudumuz, oturduğumuz koltuk, kısacası en ağırından en hafifine kadar gördüğümüz, dokunduğumuz, hissettiğimiz her şey atomdan meydana gelmiştir. Elinizde tutuğunuz kitabın her bir sayfası milyarlarca atomdan oluşur. <br />
Atomlar öyle küçük parçalardır ki, en güçlü mikroskopla dahi bir tanesini görmek mümkün değildir. Bir atomun çapı ancak milimetrenin milyonda biri kadardır.<br />
Bu küçüklüğü bir insanın gözünde canlandırması pek mümkün değildir yüzden bunu bir örnekle açıklamaya çalışalım: <br />
Elinizde bir anahtar olduğunu düşünün. Kuşkusuz bu anahtarın içindeki atomları görebilmemiz mümkün değildir. Atomları mutlaka görmek istiyorum diyorsanız, elinizdeki anahtarı dünyanın boyutlarına getirmemiz gerekecektir. Elinizdeki anahtar dünya boyutunda büyürse, işte o zaman anahtarın içindeki her bir atom bir kiraz büyüklüğüne ulaşır ve sizde onları görebilirsiniz.<br />
Yine bu küçüklüğü kavraya bilmek ve her şeyin nasıl atomlarla dolu olabildiğini görebilmek için bir örnek daha verelim:<br />
Bir tuz tanesinin tüm atomlarını saymak istediğimizi düşünelim. Saniyede bir milyar (1.000.000.000) tane sayacak kadar eli çabuk olduğumuzu varsayalım. Bu dikkate değer beceriye karsın bu ufacık tuz tanesi içindeki atom sayısını tam olarak tespit edebilmek için beş yüz yıldan fazla zamana ihtiyacımız olacaktır.<br />
<br />
Peki bu kadar küçük bir yapının içinde ne vardır?<br />
Bu derece küçük olmasına rağmen atomun içinde evrende gördüğümüz sistemle kıyaslayabileceğimiz derecede kusursuz bir sistem bulunmaktadır.<br />
Her atom, bir çekirdek ve çekirdeğin çok uzağındaki yörüngelerde dönüp-dolaşan elektronlardan oluşmuştur. Çekirdeğin içinde ise proton ve nötron ismi verilen başka parçacıklar vardır.<br />
<br />
TARİH BOYUNCA ATOM FİKRİNİN GELİŞİMİ<br />
<br />
Şu an kullanılmakta olan atom modeli modern atom modelidir. Bu teoriye göre elektronlar çok küçük ve çok hızlı hareket ettiklerinden sabit bir yerleri yoktur. Elektronların yerleri kesin olarak tespit edilememektedir. Elektronların bulunma olasılığı olan yerlere elektron bulutu denir.<br />
<br />
Atomlar kendinden küçük parçalardan oluşur.<br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.fenhane.com/images/attachtypes/doc.png" title="Microsoft Word Document" border="0" alt=".doc" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=568" target="_blank" title="">atom ve yapısı ders notu.doc</a> (Dosya Boyutu: 864.5 KB / İndirme Sayısı: 520)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[maddenin tanecikli yapısı ders notu]]></title>
			<link>https://www.fenhane.com/konu-maddenin-tanecikli-yapisi-ders-notu.html</link>
			<pubDate>Sat, 06 May 2017 14:04:11 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.fenhane.com/member.php?action=profile&uid=2">fenhane58</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.fenhane.com/konu-maddenin-tanecikli-yapisi-ders-notu.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">dosyanın orijinali ektedir.</span></span><br />
<br />
MADDENİN TANECİKLİ YAPISI<br />
KATILAR<br />
(Masa, saat, tahta, taş, demir, bardak, altın, buz. vb.)<br />
• Katı hali, maddenin en düzenli halidir.<br />
• Katıları oluşturan tanecikler arasındaki boşluklar yok denecek kadar azdır.<br />
• Katı tanecikleri arasındaki çekim kuvveti çok fazladır.<br />
• Katıların belirli bir şekli ve belirli bir hacmi vardır.<br />
• Katılar sıkıştırılamaz.<br />
SIVILAR<br />
(Su, zeytinyağı, benzin, süt, kolonya, gazyağı. vb.)<br />
• Sıvılar, katılara göre daha düzensizdir.<br />
• Sıvıları oluşturan tanecikler arasındaki boşluklar, katılara göre biraz fazladır.<br />
• Sıvı tanecikleri arasındaki çekim kuvveti, katılardakine göre daha azdır.<br />
• Sıvıların belirli bir şekli yoktur. Bulundukları kabın şeklini alırlar.<br />
• Sıvıların belirli bir hacmi vardır.<br />
• Sıvılar, akışkandır.<br />
• Sıvılar çok az sıkıştırılabilir. Sıkıştırılamaz kabul edilir.<br />
GAZLAR<br />
(Hava, oksijen, likit gaz, su buharı, doğalgaz vb.)<br />
• Gaz hali, maddenin en düzensiz halidir.<br />
• Gazları oluşturan tanecikler arasındaki boşluklar çok fazladır.<br />
• Gazları oluşturan tanecikler arasındaki çekim kuvveti çok azdır.<br />
• Gazların belirli bir şekli yoktur. Bulundukları kabın şeklini alırlar.<br />
• Gazların belirli bir hacmi yoktur. Bulundukları kabın hacmini alırlar.<br />
• Gazlar, uçucudur. Bulundukları ortama yayılır.<br />
• Gazlar rahatlıkla sıkıştırılabilir<br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.fenhane.com/images/attachtypes/doc.png" title="Microsoft Word Document" border="0" alt=".doc" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=567" target="_blank" title="">maddenin tanecikli yapısı ders notu.doc</a> (Dosya Boyutu: 118.5 KB / İndirme Sayısı: 514)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">dosyanın orijinali ektedir.</span></span><br />
<br />
MADDENİN TANECİKLİ YAPISI<br />
KATILAR<br />
(Masa, saat, tahta, taş, demir, bardak, altın, buz. vb.)<br />
• Katı hali, maddenin en düzenli halidir.<br />
• Katıları oluşturan tanecikler arasındaki boşluklar yok denecek kadar azdır.<br />
• Katı tanecikleri arasındaki çekim kuvveti çok fazladır.<br />
• Katıların belirli bir şekli ve belirli bir hacmi vardır.<br />
• Katılar sıkıştırılamaz.<br />
SIVILAR<br />
(Su, zeytinyağı, benzin, süt, kolonya, gazyağı. vb.)<br />
• Sıvılar, katılara göre daha düzensizdir.<br />
• Sıvıları oluşturan tanecikler arasındaki boşluklar, katılara göre biraz fazladır.<br />
• Sıvı tanecikleri arasındaki çekim kuvveti, katılardakine göre daha azdır.<br />
• Sıvıların belirli bir şekli yoktur. Bulundukları kabın şeklini alırlar.<br />
• Sıvıların belirli bir hacmi vardır.<br />
• Sıvılar, akışkandır.<br />
• Sıvılar çok az sıkıştırılabilir. Sıkıştırılamaz kabul edilir.<br />
GAZLAR<br />
(Hava, oksijen, likit gaz, su buharı, doğalgaz vb.)<br />
• Gaz hali, maddenin en düzensiz halidir.<br />
• Gazları oluşturan tanecikler arasındaki boşluklar çok fazladır.<br />
• Gazları oluşturan tanecikler arasındaki çekim kuvveti çok azdır.<br />
• Gazların belirli bir şekli yoktur. Bulundukları kabın şeklini alırlar.<br />
• Gazların belirli bir hacmi yoktur. Bulundukları kabın hacmini alırlar.<br />
• Gazlar, uçucudur. Bulundukları ortama yayılır.<br />
• Gazlar rahatlıkla sıkıştırılabilir<br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.fenhane.com/images/attachtypes/doc.png" title="Microsoft Word Document" border="0" alt=".doc" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=567" target="_blank" title="">maddenin tanecikli yapısı ders notu.doc</a> (Dosya Boyutu: 118.5 KB / İndirme Sayısı: 514)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ağırlık ve kütle ders notu]]></title>
			<link>https://www.fenhane.com/konu-agirlik-ve-kutle-ders-notu.html</link>
			<pubDate>Sat, 06 May 2017 14:02:28 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.fenhane.com/member.php?action=profile&uid=2">fenhane58</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.fenhane.com/konu-agirlik-ve-kutle-ders-notu.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">dosyanın resimli hali ektedir..</span><br />
<br />
AĞIRLIK VE KÜTLE<br />
<br />
NOT: Cisimlere çekim kuvveti uygulayan tek gök cismi Dünya değildir. Mars, Jüpiter, Ay gibi diğer gök cisimleri de cisimlere çekim kuvveti uygular. Dünya’nın cisimlere uyguladığı çekim kuvvetine ‘Yerçekimi Kuvveti’ denir.<br />
Ancak uygulanan çekim kuvvetleri arasında farklılıklar vardır. Örneğin: Dünya, Ay’a göre daha fazla çekim kuvveti uygular çünkü Dünya’nın kütlesi Ay’ın kütlesinden çok büyüktür.<br />
Yani bir gezegen ne kadar büyükse cisimlere uyguladığı çekim kuvveti de o kadar büyük olur.<br />
Ağırlık: Dünyanın cisimlere uyguladığı çekim kuvvetine ağırlık denir. <br />
Ağırlık Dünya üzerinde bulunduğu yere göre değişebilir. Dünya’nın merkezine ne kadar yakınsak Dünya bizi o kadar çeker. <br />
Kutuplar, ekvatora göre dünyanın merkezine daha yakın oldukları için çekim kuvveti kutuplarda daha fazladır. <br />
Aynı şekilde dağın zirvesine doğru çıktıkça ya da uçakla yükseldikçe yerin merkezinden uzaklaştığımız için çekim kuvveti azalır.<br />
NOT: Ağırlık da bir kuvvet olduğuna göre birimi kuvvetin birimi ile aynıdır yani Newton’dur.<br />
<br />
BİLMEKTE YARAR VAR <br />
Bir cismin dünyadaki ağırlığı Ay’ daki ağırlığının 6 katıdır. Yani Ay’da 10N olan bir cisim Dünya’da 60N dur.<br />
Cismin ağırlığı Ay’ da ve Dünya’ da farklı olsa da kütlesi her yerde aynıdır.<br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.fenhane.com/images/attachtypes/doc.png" title="Microsoft Word Document" border="0" alt=".doc" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=566" target="_blank" title="">ağırlık ve kütle ders notu.doc</a> (Dosya Boyutu: 490.5 KB / İndirme Sayısı: 496)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">dosyanın resimli hali ektedir..</span><br />
<br />
AĞIRLIK VE KÜTLE<br />
<br />
NOT: Cisimlere çekim kuvveti uygulayan tek gök cismi Dünya değildir. Mars, Jüpiter, Ay gibi diğer gök cisimleri de cisimlere çekim kuvveti uygular. Dünya’nın cisimlere uyguladığı çekim kuvvetine ‘Yerçekimi Kuvveti’ denir.<br />
Ancak uygulanan çekim kuvvetleri arasında farklılıklar vardır. Örneğin: Dünya, Ay’a göre daha fazla çekim kuvveti uygular çünkü Dünya’nın kütlesi Ay’ın kütlesinden çok büyüktür.<br />
Yani bir gezegen ne kadar büyükse cisimlere uyguladığı çekim kuvveti de o kadar büyük olur.<br />
Ağırlık: Dünyanın cisimlere uyguladığı çekim kuvvetine ağırlık denir. <br />
Ağırlık Dünya üzerinde bulunduğu yere göre değişebilir. Dünya’nın merkezine ne kadar yakınsak Dünya bizi o kadar çeker. <br />
Kutuplar, ekvatora göre dünyanın merkezine daha yakın oldukları için çekim kuvveti kutuplarda daha fazladır. <br />
Aynı şekilde dağın zirvesine doğru çıktıkça ya da uçakla yükseldikçe yerin merkezinden uzaklaştığımız için çekim kuvveti azalır.<br />
NOT: Ağırlık da bir kuvvet olduğuna göre birimi kuvvetin birimi ile aynıdır yani Newton’dur.<br />
<br />
BİLMEKTE YARAR VAR <br />
Bir cismin dünyadaki ağırlığı Ay’ daki ağırlığının 6 katıdır. Yani Ay’da 10N olan bir cisim Dünya’da 60N dur.<br />
Cismin ağırlığı Ay’ da ve Dünya’ da farklı olsa da kütlesi her yerde aynıdır.<br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.fenhane.com/images/attachtypes/doc.png" title="Microsoft Word Document" border="0" alt=".doc" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=566" target="_blank" title="">ağırlık ve kütle ders notu.doc</a> (Dosya Boyutu: 490.5 KB / İndirme Sayısı: 496)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[dengelenmiş ve dengelenmemiş kuvvetler ders notu]]></title>
			<link>https://www.fenhane.com/konu-dengelenmis-ve-dengelenmemis-kuvvetler-ders-notu.html</link>
			<pubDate>Thu, 04 May 2017 15:47:40 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.fenhane.com/member.php?action=profile&uid=2">fenhane58</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.fenhane.com/konu-dengelenmis-ve-dengelenmemis-kuvvetler-ders-notu.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">dosyanın orijinal hali ektedir..</span><br />
DENGELENMİŞ VE DENGELENMEMİŞ KUVVETLER<br />
Dengelenmiş Kuvvet<br />
Bir cisme etki eden net kuvvet sıfırsa Dengelenmiş Kuvvet demektir.<br />
<br />
Dengelenmiş Kuvvette;<br />
•	Net kuvvet sıfırdır<br />
•	Dengelenmiş kuvvet etkisindeki cisim duruyorsa; durmaya devam eder.<br />
•	Dengelenmiş kuvvet etkisindeki cisim hareketliyse; hareketine sabit süratle devam eder.<br />
Yukarıdaki halat çekme oyununda zıt kuvvetler birbirine eşittir. Yani net kuvvet sıfırdır. Bu durumda hareket olmaz ve taraflar yenişemez.<br />
NOT: Hareketsiz ve sabit süratli her cisim dengelenmiş kuvvet etkisindedir.<br />
<br />
Dengelenmiş Kuvvete Örnekler:<br />
•	Sabit süratle hareket eden araba<br />
•	Dünyanın hareketi (Sabit süratli olduğu için)<br />
•	Duran bir top<br />
•	Saatin saniyesinin hareketi (Sabit süratli olduğu için)<br />
•	Duvarda asılı tablo<br />
Dengelenmemiş Kuvvet<br />
Bir cisme etki eden net kuvvet sıfırdan farklı ise Dengelenmemiş Kuvvet demektir.<br />
<br />
Dengelenmemiş Kuvvette;<br />
•	Net kuvvet sıfırdan farklıdır.<br />
•	Dengelenmemiş kuvvet etkisindeki cisim duruyorsa; net kuvvet yönünde hareket etmeye başlar.<br />
•	Dengelenmemiş kuvvet etkisindeki cisim hareketliyse; net kuvvet hareket yönünde ise hızlanarak hareketine devam eder, net kuvvet hareketine zıt yönde ise yavaşlayarak hareketine devam eder.<br />
Dengelenmemiş kuvvette net kuvvet sıfırdan farklıdır. Kuvvet dengelenmemişse hareket kesin vardır. Hareket yavaşlıyor veya hızlanıyordur.<br />
Dengelenmemiş Kuvvete Örnekler:<br />
•	Hızlanan bir otomobil<br />
•	Giderek hızlanarak daldan düşen elma<br />
•	Yavaşlayan bir tren<br />
•	Şut çekildikten sonra giderek yavaşlayan top<br />
vb.<br />
Aşağıdaki resimlerde bulunan araçların bileşke kuvvetler etkisinde hareketlerinde meydana gelen değişimleri altına yazınız.<br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.fenhane.com/images/attachtypes/doc.png" title="Microsoft Word Document" border="0" alt=".doc" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=565" target="_blank" title="">dengelenmiş ve dengelenmemiş kuvvetler.doc</a> (Dosya Boyutu: 83.5 KB / İndirme Sayısı: 509)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">dosyanın orijinal hali ektedir..</span><br />
DENGELENMİŞ VE DENGELENMEMİŞ KUVVETLER<br />
Dengelenmiş Kuvvet<br />
Bir cisme etki eden net kuvvet sıfırsa Dengelenmiş Kuvvet demektir.<br />
<br />
Dengelenmiş Kuvvette;<br />
•	Net kuvvet sıfırdır<br />
•	Dengelenmiş kuvvet etkisindeki cisim duruyorsa; durmaya devam eder.<br />
•	Dengelenmiş kuvvet etkisindeki cisim hareketliyse; hareketine sabit süratle devam eder.<br />
Yukarıdaki halat çekme oyununda zıt kuvvetler birbirine eşittir. Yani net kuvvet sıfırdır. Bu durumda hareket olmaz ve taraflar yenişemez.<br />
NOT: Hareketsiz ve sabit süratli her cisim dengelenmiş kuvvet etkisindedir.<br />
<br />
Dengelenmiş Kuvvete Örnekler:<br />
•	Sabit süratle hareket eden araba<br />
•	Dünyanın hareketi (Sabit süratli olduğu için)<br />
•	Duran bir top<br />
•	Saatin saniyesinin hareketi (Sabit süratli olduğu için)<br />
•	Duvarda asılı tablo<br />
Dengelenmemiş Kuvvet<br />
Bir cisme etki eden net kuvvet sıfırdan farklı ise Dengelenmemiş Kuvvet demektir.<br />
<br />
Dengelenmemiş Kuvvette;<br />
•	Net kuvvet sıfırdan farklıdır.<br />
•	Dengelenmemiş kuvvet etkisindeki cisim duruyorsa; net kuvvet yönünde hareket etmeye başlar.<br />
•	Dengelenmemiş kuvvet etkisindeki cisim hareketliyse; net kuvvet hareket yönünde ise hızlanarak hareketine devam eder, net kuvvet hareketine zıt yönde ise yavaşlayarak hareketine devam eder.<br />
Dengelenmemiş kuvvette net kuvvet sıfırdan farklıdır. Kuvvet dengelenmemişse hareket kesin vardır. Hareket yavaşlıyor veya hızlanıyordur.<br />
Dengelenmemiş Kuvvete Örnekler:<br />
•	Hızlanan bir otomobil<br />
•	Giderek hızlanarak daldan düşen elma<br />
•	Yavaşlayan bir tren<br />
•	Şut çekildikten sonra giderek yavaşlayan top<br />
vb.<br />
Aşağıdaki resimlerde bulunan araçların bileşke kuvvetler etkisinde hareketlerinde meydana gelen değişimleri altına yazınız.<br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.fenhane.com/images/attachtypes/doc.png" title="Microsoft Word Document" border="0" alt=".doc" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=565" target="_blank" title="">dengelenmiş ve dengelenmemiş kuvvetler.doc</a> (Dosya Boyutu: 83.5 KB / İndirme Sayısı: 509)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[lenf dolaşımı ders notu]]></title>
			<link>https://www.fenhane.com/konu-lenf-dolasimi-ders-notu.html</link>
			<pubDate>Thu, 04 May 2017 15:34:11 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.fenhane.com/member.php?action=profile&uid=2">fenhane58</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.fenhane.com/konu-lenf-dolasimi-ders-notu.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">dosyanın word hali ektdir.</span><br />
LENF DOLAŞIMI<br />
Hücreler için gerekli olan besin ve oksijen temiz kan sayesinde atardamarlardan kılcal damarlara geçer ve kılcal damarlar sayesinde dokulardaki hücrelerin arasını dolduran ara maddeye (doku sıvısına) verilir. Hücreler besin ve oksijeni ara maddeden alır, yaşamsal faaliyetler sonucu oluşan karbondioksit gazı ile zararlı atık maddeleri tekrar ara maddeye verir. <br />
Ara maddedeki atık maddeler ve karbondioksit gazı kılcal damarlar ile alınarak toplardamarlara iletilir. Fakat ara maddedeki zararlı maddeler ve karbondioksit gazının bir kısmı kılcal damarlara geçemeyip ara maddede kalır. Ara maddede kalan bu atık maddelerin ve karbondioksit gazının tekrar kana verilmesi (kan dolaşımına katılması) gerekir.<br />
Dokulardaki hücreler arası ara maddede (doku sıvısında) kalan zararlı atık maddeleri, karbondioksit gazını ve hücrelere giremeyen besin maddeleri (proteinler) ile akyuvarlar hücrelerini toplayarak bunları tekrar kan dolaşımına katan sisteme LENF SİSTEMİ denir. Lenf sistemi, dolaşım sistemine yardımcı bir sistemidir.<br />
<br />
	Lenf sistemi, lenf damarları ve lenf düğümlerinden oluşur.<br />
	Lenf sisteminde yapılan dolaşıma lenf dolaşımı denir.<br />
	Lenf damarlarının birleştiği yere lenf düğümü denir. Lenf düğümleri akyuvarlar hücrelerini üretir. Bademcikte lenf düğümüdür ve vücudu mikroplara karşı korur. (Soğuk havalarda bademciklerin şişmesi, mikroplarla savaştığını gösterir)<br />
	Lenf sisteminde dolaşan sıvıya lenf veya ak kan denir. Lenf sıvısında kırmızı renkli alyuvarlar hücresi olmadığı için bu sıvı beyaz renklidir.<br />
	Lenf sisteminde atardamar yoktur. Sadece toplardamar ve kılcal damar bulunur.<br />
	Lenf sistemindeki lenf sıvısı üst ana toplardamarına verilir ve kan dolaşımına katılır. (Göğüs lenf damarları vücudun alt bölgesinin, büyük lenf damarı vücudun üst bölgesinin lenfini kana verir).<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Dolaşım Sisteminin Sağlığı ve Korunması:<br />
Vücuttaki organların sağlıklı bir şekilde çalışması dolaşım sistemine bağlıdır. Kalp ve damarlarda meydana gelen rahatsızlıklar, diğer doku ve organları da etkiler. Dolaşım sisteminin sağlığının korunması için;<br />
1- Havası temiz yerlerde bulunulmalıdır (yeterli oksijen alabilmek için).<br />
2- Yaşa uygun hareketler ve spor yapılmalıdır. (Kalbin yorulmaması için).<br />
3- Alkol ve sigara kullanılmamalıdır. (Damar tıkanıklığına yol açar).<br />
4- Stresten kaçınılmalıdır. (Kalp atışının düzenini bozar).<br />
5- Dengeli ve sağlıklı beslenilmelidir.<br />
6- Çok da giysiler giyilmemelidir. (Kan dolaşımı engellenir).<br />
7- Aşırı kilolardan kaçınılmalıdır. (Kalp yağlanır, çalışması önlenir).<br />
8- Yaralanan yerler temizlenmelidir. (Mikrop girebilir).<br />
9- Yaralanmalarda kan kaybı önlenmelidir. (Vücuttaki kanın % 20’sinin kaybı ölüme yol açar).<br />
Dolaşım Sisteminde Görülen Hastalıklar:<br />
Dolaşım sisteminde; tetanos, sıtma, kuduz, tifüs, AIDS, hepatit B ve hepatit C (sarılık) kan yoluyla bulaşan hastalıklar ile varis, bürger, hemoroit, kalp romatizması, damar sertliği, kalp yetmezliği, kalp krizi, anemi (kansızlık), lösemi (kan kanseri), tansiyon yükselmesi, hemofili, kan uyuşmazlığı, lenfoma gibi hastalıklar görülür.<br />
• Varis: Bacaklardaki toplardamar genişlemesi. <br />
• Hemoroit: Anüsteki toplardamar genişlemesi.<br />
• Bürger: Kol ve bacaklardaki atardamar iltihaplanması ve tıkanması. (Kangrene yol açar).<br />
• Kansızlık (Anemi) : Kandaki alyuvarlar sayısının azalması.<br />
• Lösemi (Kan Kanseri) : Kandaki akyuvarlar sayısının gereğinden fazla, kontrolsüz şekilde çoğalması. <br />
• Kalp Romatizması: Kalp kapakçıklarının iltihaplanması.<br />
• Damar Sertliği: Atardamarların yüzeyinin yağ ve tuzlarla esnekliğini yitirmesi. <br />
• Kalp Yetmezliği: Damarların pıhtıyla tıkanması ve yeterli kanı taşıyamaması.<br />
• Kalp Krizi : Kalbe kan getiren ve kalpten kan götüren damarların daralıp tıkanması.<br />
• Tansiyon Yükselmesi: Kan basıncının artması. (Felçlere yol açar).<br />
• Hepatit: Kan yoluyla bulaşarak karaciğere yerleşir.<br />
• AIDS (HIV Virüsü) : Kan veya cinsel yolla bulaşarak bağışıklık sistemini bozar.<br />
• Hemofili: Kanın pıhtılaşmaması hastalığı.<br />
• Lenfoma : Lenf sistemindeki lenf düğümlerin şişmesi.<br />
• Kan uyuşmazlığı: <br />
• Tetanos :<br />
• Sıtma :<br />
• Kuduz :<br />
• Tifüs :<br />
Teknoloji ve damar hastalıkları:<br />
Teknoloji gelişmelerden kalp ve damar sağlığı da iyi yönde etkilenmiştir. Gelişen teknoloji sayesinde samar hastalıkları kolayca tedavi edilebilmektedir.<br />
• Anjiyo: Damar tıkanıklığının belirlenmesi ve görülmesi işlemidir.<br />
• Baypas: Bazı damarların tıkanması durumunda vücudun farklı yerlerinde alınan damar, tıkanmış damarla değiştirilir. <br />
<br />
<br />
<br />
MİKROPLARLA SAVAŞ (BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ)<br />
Çıplak gözle görülemeyen tek hücreli mikroskobik canlılara mikroorganizma veya mikrop denir. Virüsler, bakteriler mikroorganizma çeşitleridir.<br />
Mikroorganizmalar yararlı ve zararlı mikroorganizmalar olarak iki grupta incelenir.<br />
Yararlı mikroorganizmalar (mikroskobik canlılar = mikroplar) mayalama olaylarını gerçekleştirir (yoğurdun, peynirin, sirkenin, turşunun, hamurun mayalanması gibi), vücutta kalın bağırsakta B ve K vitaminlerinin üretilmesine yardımcı olur, sindirim sisteminde bazı besinlerin (selülozun) sindirilmesine yardımcı olur. Maya mantarları ve bazı bakteriler yararlı mikroorganizmalardır (çürükçüllerdir).<br />
Zararlı mikroorganizmalar ise vücuda su, hava, besinler, temas (çeşitli eşyalar), hayvanlar tarafından taşınır veya kan (AIDS) ile ya da anne kanından bebeğe geçebilir. Zararlı mikroorganizmaların vücuda girebilmeleri için deri, tükürük, mukus gibi doğal engelleri aşmaları gerekir. Vücut zararlı mikroorganizmalardan kendini bağışıklık sistemi ile yani lenf düğümleri (bademcik – akyuvarlar üretir), dalak ve timüs bezi sayesinde korur. Virüsler ve bazı bakteriler zararlı mikroorganizmalardır.<br />
Virüsler insanlarda; grip, nezle, çiçek, suçiçeği, kızamık, kızamıkçık, AIDS, çocuk felci, hepatit, sarıhumma, kabakulak, kızıl, şap, uçuklar ve siğiller gibi hastalıklara sebep olur.<br />
Virüsler hayvanlarda; kuduz ve kuş gribi gibi hastalıklara sebep olurlar.<br />
Virüsler bitkilerde (patates, tütün, şeker kamışı ve marul da) tütün–mozaik hastalığına yol açarlar.<br />
<br />
<br />
, yararlı ve zararlı bakteriler olarak iki grupta incelenir.<br />
Yararlı bakteriler sütten yoğurt, peynir veya yağ yapılmasını, hamurun mayalanmasını, üzümden sirke yapılmasını, turşunun mayalanmasını sağlarlar. Ayrıca toprakta yaşayan bazı bakteriler hayvan ve bitki artıklarının çürümesini sağlar.<br />
Zararlı bakteriler ise hastalıklara yol açar. İnsanlarda üst solunum yolu enfeksiyonları, verem, kolera, zatürree, tifüs, tifo, ülser, veba, idrar yolu iltihabı, tetanos, difteri, cüzam, tüberküloz, şarbon, bel soğukluğu, frengi dizanteri gibi hastalıklara neden olur. <br />
Ayrıca bakteriler besinlerin küflenip çürümesine de sebep olurlar. <br />
(Açıkta bırakılan sebze ve meyveler çürür, et kokar, yoğurt ve süt ekşir, ekmek küflenir).<br />
Bağışıklık:<br />
Hastalık yapan mikroplara (mikroorganizmalara) karşı vücudun gösterdiği dirence bağışıklık denir.<br />
Bağışıklık, doğal bağışıklık ve sonradan kazanılan bağışıklık olarak iki çeşittir.<br />
a) Doğal Bağışıklık: İnsan vücudunun doğuştan mikroplara karşı direnç gösterebilmesine doğal bağışıklık denir. İnsan vücudu doğuştan mikroplara karşı antikor üretebilir.<br />
Doğal Bağışıklığa Örnekler:<br />
• Deri, vücudu koruyan tabakadır. Deride yaralanma olmazsa vücuda mikrop giremez.<br />
• Kulak yolunda mikropları tutan kulak kiri salgısı üretilir.<br />
• Burundaki sümük bezleri, mikropları tutan sümük salgısı üretir.<br />
• Soluk borusundaki titrek tüylü hücreler ve buradan salgılana salgı, mikropları tutar ve balgam ile dışarı atar.<br />
• Tükürük, mide öz suyunda bulunan mide asidi ve bağırsak salgılar besinlerle gelen mikropları öldürür.<br />
• Gözyaşı, mikropların göze girmesini önler.<br />
• Vücuda giren mikroplar idrar ve dışkı yoluyla vücut dışına atılır.<br />
• Kandaki akyuvarlar hücreleri vücuda giren mikroplarla savaşır.<br />
• Lenf düğümlerinde (bademcik ve timüs bezi) kemik iliğinde, karaciğerde, dalakta ve hipofiz bezinde üretilen hücreler mikroplarla savaşır, onları içine alarak parçalar.<br />
• (Sindirim ve solunum sisteminin iç yüzeyindeki mukus, mikropların buralarda yaşamasını önler).<br />
• (Akyuvarlar mikroplara karşı antikor, toksinlere karşı antitoksin salgılarını üreterek ya da onları içine alıp parçalayarak savaşır).<br />
b) Sonradan Kazanılan Bağışıklık: İnsan doğduktan sonra çeşitli yollarla kazanılan bağışıklığa sonradan kazanılan bağışıklık denir. Sonradan kazanılan bağışıklık, aktif bağışıklık ve pasif bağışıklık olarak iki çeşittir. Sonradan kazanılan bağışıklık; aşı ile serum ile vitamin ve mineral içeren besinlerle sağlanır.<br />
1- Aktif Bağışıklık:<br />
Vücuda hastalık yapan mikrop girdikten sonra vücudun bu mikroplara karşı antikor üretmesine (bağışıklık kazanmasına) aktif kazanılan bağışıklık denir. Aktif bağışıklık, hastalık geçirmekle, hastalık oluşmadan veya aşı ile sağlanır. Aktif bağışıklık, virüslerin sebep olduğu hastalıklara karşı, hastalık geçirmekle, hastalık oluşmadan veya aşı ile kazanılır.<br />
• Hastalık Geçirmekle Kazanılan Bağışıklık:<br />
Vücuda hastalık yapan mikroplar girdiğinde vücut hastalanır ve bu mikroplara karşı antikor üretmeye çalışır. Bir süre sonra mikroplara karşı üretilen antikorlar sayesinde mikroplar öldürülür ve hastalık geçer. Vücut bu sayede hangi hastalığa karşı hangi antikoru üretebileceğini bilir ve o hastalık mikrobuna karşı bağışıklık kazanır. O hastalık mikrobu vücuda girince vücut mikrobu tanır ve hemen antikor üreterek mikrobu öldürür.<br />
Vücudun, kabakulak, kızamık, kızıl, suçiçeği mikroplarına (virüsler neden olur) karşı ürettiği antikorlar ömür boyu vücudu korur.<br />
• Hastalık Oluşmadan Kazanılan Bağışıklık:<br />
Vücuda giren mikroplar vücudu hastalandırmadan bu mikroplara karşı antikor üretilir ve mikroplar öldürülür. Vücut bu sayede o hastalık mikrobuna karşı bağışıklık kazanır. Aynı mikrop vücuda girince vücut mikrobu tanır ve hemen antikor üreterek mikrop öldürülür.<br />
• Aşı İle Kazanılan Bağışıklık:<br />
Aşı, herhangi bir hastalığın zayıflatılmış mikrobunu veya toksinini içeren sıvıdır. Hastalanmadan önce aşı yapılırsa, aşıdaki zayıflatılmış mikroba karşı vücut antikor üretir. Hastalık mikrobu vücuda girince aşı sayesinde üretilen antikor mikroplara karşı savaşır ve mikropları öldürür.<br />
[Aşı, sadece virüslerin sebep olacağı hastalıklara karşı vücudu korur].<br />
Çiçek, verem (tüberküloz), tetanos, kızamık, kolera, tifüs, boğmaca, çocuk felci, difteri (kuşpalazı) hastalıklarına karşı aşı yapılır.<br />
2- Pasif Bağışıklık:<br />
Serum ve ilaçlar (antibiyotikler) sayesinde kazanılır. Pasif bağışıklık sayesinde vücut bakterilere karşı bağışıklık kazanır. Serum ve ilaçlar, hastalıkların tedavisinde kullanılır, koruyucu değildir.<br />
Serum, içinde hazır antikor bulunduran sıvıdır. Hastalık anında vücudun ürettiği antikorlar yeterli değilse hastaya serum ile hazır antikor verilerek vücudun direnci arttırılır.<br />
Serum hangi hastalıkta kullanılacaksa, o hastalığın mikrobu sığır, at gibi büyükbaş hayvanlara verilir. Hayvanlar bu mikroba karşı antikor üretir. Hayvan kanı alınarak serum üretilir.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Aşı ve Serum Arasındaki Farklar<br />
Aşı                                                                                                           Serum<br />
1- Hastalanmadan önce yapılır.                                                                  1- Hastalık anında verilir.<br />
2- Aktif bağışıklık kazandırır.                                                                   2- Pasif bağışıklık kazandırır.<br />
3- Koruyucudur, tedavi edici değildir.                                                        3- Tedavi edicidir.<br />
4- Bağışıklık süresi uzundur.                                                                      4- Bağışıklık süresi kısadır.<br />
5- Zayıflatılmış mikrop veya toksin madde içerir.                                      5- Hazır antikor içerir.<br />
Vücut antikoru kendisi üretir.                                                                   6- Hayvan kanından antikor <br />
6- Zayıflatılmış mikroplardan elde edilir.                                                       toksinlerinden üretilir.<br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.fenhane.com/images/attachtypes/doc.png" title="Microsoft Word Document" border="0" alt=".doc" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=564" target="_blank" title="">6. sınıf lenf dolaşımı.doc</a> (Dosya Boyutu: 450.5 KB / İndirme Sayısı: 483)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">dosyanın word hali ektdir.</span><br />
LENF DOLAŞIMI<br />
Hücreler için gerekli olan besin ve oksijen temiz kan sayesinde atardamarlardan kılcal damarlara geçer ve kılcal damarlar sayesinde dokulardaki hücrelerin arasını dolduran ara maddeye (doku sıvısına) verilir. Hücreler besin ve oksijeni ara maddeden alır, yaşamsal faaliyetler sonucu oluşan karbondioksit gazı ile zararlı atık maddeleri tekrar ara maddeye verir. <br />
Ara maddedeki atık maddeler ve karbondioksit gazı kılcal damarlar ile alınarak toplardamarlara iletilir. Fakat ara maddedeki zararlı maddeler ve karbondioksit gazının bir kısmı kılcal damarlara geçemeyip ara maddede kalır. Ara maddede kalan bu atık maddelerin ve karbondioksit gazının tekrar kana verilmesi (kan dolaşımına katılması) gerekir.<br />
Dokulardaki hücreler arası ara maddede (doku sıvısında) kalan zararlı atık maddeleri, karbondioksit gazını ve hücrelere giremeyen besin maddeleri (proteinler) ile akyuvarlar hücrelerini toplayarak bunları tekrar kan dolaşımına katan sisteme LENF SİSTEMİ denir. Lenf sistemi, dolaşım sistemine yardımcı bir sistemidir.<br />
<br />
	Lenf sistemi, lenf damarları ve lenf düğümlerinden oluşur.<br />
	Lenf sisteminde yapılan dolaşıma lenf dolaşımı denir.<br />
	Lenf damarlarının birleştiği yere lenf düğümü denir. Lenf düğümleri akyuvarlar hücrelerini üretir. Bademcikte lenf düğümüdür ve vücudu mikroplara karşı korur. (Soğuk havalarda bademciklerin şişmesi, mikroplarla savaştığını gösterir)<br />
	Lenf sisteminde dolaşan sıvıya lenf veya ak kan denir. Lenf sıvısında kırmızı renkli alyuvarlar hücresi olmadığı için bu sıvı beyaz renklidir.<br />
	Lenf sisteminde atardamar yoktur. Sadece toplardamar ve kılcal damar bulunur.<br />
	Lenf sistemindeki lenf sıvısı üst ana toplardamarına verilir ve kan dolaşımına katılır. (Göğüs lenf damarları vücudun alt bölgesinin, büyük lenf damarı vücudun üst bölgesinin lenfini kana verir).<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Dolaşım Sisteminin Sağlığı ve Korunması:<br />
Vücuttaki organların sağlıklı bir şekilde çalışması dolaşım sistemine bağlıdır. Kalp ve damarlarda meydana gelen rahatsızlıklar, diğer doku ve organları da etkiler. Dolaşım sisteminin sağlığının korunması için;<br />
1- Havası temiz yerlerde bulunulmalıdır (yeterli oksijen alabilmek için).<br />
2- Yaşa uygun hareketler ve spor yapılmalıdır. (Kalbin yorulmaması için).<br />
3- Alkol ve sigara kullanılmamalıdır. (Damar tıkanıklığına yol açar).<br />
4- Stresten kaçınılmalıdır. (Kalp atışının düzenini bozar).<br />
5- Dengeli ve sağlıklı beslenilmelidir.<br />
6- Çok da giysiler giyilmemelidir. (Kan dolaşımı engellenir).<br />
7- Aşırı kilolardan kaçınılmalıdır. (Kalp yağlanır, çalışması önlenir).<br />
8- Yaralanan yerler temizlenmelidir. (Mikrop girebilir).<br />
9- Yaralanmalarda kan kaybı önlenmelidir. (Vücuttaki kanın % 20’sinin kaybı ölüme yol açar).<br />
Dolaşım Sisteminde Görülen Hastalıklar:<br />
Dolaşım sisteminde; tetanos, sıtma, kuduz, tifüs, AIDS, hepatit B ve hepatit C (sarılık) kan yoluyla bulaşan hastalıklar ile varis, bürger, hemoroit, kalp romatizması, damar sertliği, kalp yetmezliği, kalp krizi, anemi (kansızlık), lösemi (kan kanseri), tansiyon yükselmesi, hemofili, kan uyuşmazlığı, lenfoma gibi hastalıklar görülür.<br />
• Varis: Bacaklardaki toplardamar genişlemesi. <br />
• Hemoroit: Anüsteki toplardamar genişlemesi.<br />
• Bürger: Kol ve bacaklardaki atardamar iltihaplanması ve tıkanması. (Kangrene yol açar).<br />
• Kansızlık (Anemi) : Kandaki alyuvarlar sayısının azalması.<br />
• Lösemi (Kan Kanseri) : Kandaki akyuvarlar sayısının gereğinden fazla, kontrolsüz şekilde çoğalması. <br />
• Kalp Romatizması: Kalp kapakçıklarının iltihaplanması.<br />
• Damar Sertliği: Atardamarların yüzeyinin yağ ve tuzlarla esnekliğini yitirmesi. <br />
• Kalp Yetmezliği: Damarların pıhtıyla tıkanması ve yeterli kanı taşıyamaması.<br />
• Kalp Krizi : Kalbe kan getiren ve kalpten kan götüren damarların daralıp tıkanması.<br />
• Tansiyon Yükselmesi: Kan basıncının artması. (Felçlere yol açar).<br />
• Hepatit: Kan yoluyla bulaşarak karaciğere yerleşir.<br />
• AIDS (HIV Virüsü) : Kan veya cinsel yolla bulaşarak bağışıklık sistemini bozar.<br />
• Hemofili: Kanın pıhtılaşmaması hastalığı.<br />
• Lenfoma : Lenf sistemindeki lenf düğümlerin şişmesi.<br />
• Kan uyuşmazlığı: <br />
• Tetanos :<br />
• Sıtma :<br />
• Kuduz :<br />
• Tifüs :<br />
Teknoloji ve damar hastalıkları:<br />
Teknoloji gelişmelerden kalp ve damar sağlığı da iyi yönde etkilenmiştir. Gelişen teknoloji sayesinde samar hastalıkları kolayca tedavi edilebilmektedir.<br />
• Anjiyo: Damar tıkanıklığının belirlenmesi ve görülmesi işlemidir.<br />
• Baypas: Bazı damarların tıkanması durumunda vücudun farklı yerlerinde alınan damar, tıkanmış damarla değiştirilir. <br />
<br />
<br />
<br />
MİKROPLARLA SAVAŞ (BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ)<br />
Çıplak gözle görülemeyen tek hücreli mikroskobik canlılara mikroorganizma veya mikrop denir. Virüsler, bakteriler mikroorganizma çeşitleridir.<br />
Mikroorganizmalar yararlı ve zararlı mikroorganizmalar olarak iki grupta incelenir.<br />
Yararlı mikroorganizmalar (mikroskobik canlılar = mikroplar) mayalama olaylarını gerçekleştirir (yoğurdun, peynirin, sirkenin, turşunun, hamurun mayalanması gibi), vücutta kalın bağırsakta B ve K vitaminlerinin üretilmesine yardımcı olur, sindirim sisteminde bazı besinlerin (selülozun) sindirilmesine yardımcı olur. Maya mantarları ve bazı bakteriler yararlı mikroorganizmalardır (çürükçüllerdir).<br />
Zararlı mikroorganizmalar ise vücuda su, hava, besinler, temas (çeşitli eşyalar), hayvanlar tarafından taşınır veya kan (AIDS) ile ya da anne kanından bebeğe geçebilir. Zararlı mikroorganizmaların vücuda girebilmeleri için deri, tükürük, mukus gibi doğal engelleri aşmaları gerekir. Vücut zararlı mikroorganizmalardan kendini bağışıklık sistemi ile yani lenf düğümleri (bademcik – akyuvarlar üretir), dalak ve timüs bezi sayesinde korur. Virüsler ve bazı bakteriler zararlı mikroorganizmalardır.<br />
Virüsler insanlarda; grip, nezle, çiçek, suçiçeği, kızamık, kızamıkçık, AIDS, çocuk felci, hepatit, sarıhumma, kabakulak, kızıl, şap, uçuklar ve siğiller gibi hastalıklara sebep olur.<br />
Virüsler hayvanlarda; kuduz ve kuş gribi gibi hastalıklara sebep olurlar.<br />
Virüsler bitkilerde (patates, tütün, şeker kamışı ve marul da) tütün–mozaik hastalığına yol açarlar.<br />
<br />
<br />
, yararlı ve zararlı bakteriler olarak iki grupta incelenir.<br />
Yararlı bakteriler sütten yoğurt, peynir veya yağ yapılmasını, hamurun mayalanmasını, üzümden sirke yapılmasını, turşunun mayalanmasını sağlarlar. Ayrıca toprakta yaşayan bazı bakteriler hayvan ve bitki artıklarının çürümesini sağlar.<br />
Zararlı bakteriler ise hastalıklara yol açar. İnsanlarda üst solunum yolu enfeksiyonları, verem, kolera, zatürree, tifüs, tifo, ülser, veba, idrar yolu iltihabı, tetanos, difteri, cüzam, tüberküloz, şarbon, bel soğukluğu, frengi dizanteri gibi hastalıklara neden olur. <br />
Ayrıca bakteriler besinlerin küflenip çürümesine de sebep olurlar. <br />
(Açıkta bırakılan sebze ve meyveler çürür, et kokar, yoğurt ve süt ekşir, ekmek küflenir).<br />
Bağışıklık:<br />
Hastalık yapan mikroplara (mikroorganizmalara) karşı vücudun gösterdiği dirence bağışıklık denir.<br />
Bağışıklık, doğal bağışıklık ve sonradan kazanılan bağışıklık olarak iki çeşittir.<br />
a) Doğal Bağışıklık: İnsan vücudunun doğuştan mikroplara karşı direnç gösterebilmesine doğal bağışıklık denir. İnsan vücudu doğuştan mikroplara karşı antikor üretebilir.<br />
Doğal Bağışıklığa Örnekler:<br />
• Deri, vücudu koruyan tabakadır. Deride yaralanma olmazsa vücuda mikrop giremez.<br />
• Kulak yolunda mikropları tutan kulak kiri salgısı üretilir.<br />
• Burundaki sümük bezleri, mikropları tutan sümük salgısı üretir.<br />
• Soluk borusundaki titrek tüylü hücreler ve buradan salgılana salgı, mikropları tutar ve balgam ile dışarı atar.<br />
• Tükürük, mide öz suyunda bulunan mide asidi ve bağırsak salgılar besinlerle gelen mikropları öldürür.<br />
• Gözyaşı, mikropların göze girmesini önler.<br />
• Vücuda giren mikroplar idrar ve dışkı yoluyla vücut dışına atılır.<br />
• Kandaki akyuvarlar hücreleri vücuda giren mikroplarla savaşır.<br />
• Lenf düğümlerinde (bademcik ve timüs bezi) kemik iliğinde, karaciğerde, dalakta ve hipofiz bezinde üretilen hücreler mikroplarla savaşır, onları içine alarak parçalar.<br />
• (Sindirim ve solunum sisteminin iç yüzeyindeki mukus, mikropların buralarda yaşamasını önler).<br />
• (Akyuvarlar mikroplara karşı antikor, toksinlere karşı antitoksin salgılarını üreterek ya da onları içine alıp parçalayarak savaşır).<br />
b) Sonradan Kazanılan Bağışıklık: İnsan doğduktan sonra çeşitli yollarla kazanılan bağışıklığa sonradan kazanılan bağışıklık denir. Sonradan kazanılan bağışıklık, aktif bağışıklık ve pasif bağışıklık olarak iki çeşittir. Sonradan kazanılan bağışıklık; aşı ile serum ile vitamin ve mineral içeren besinlerle sağlanır.<br />
1- Aktif Bağışıklık:<br />
Vücuda hastalık yapan mikrop girdikten sonra vücudun bu mikroplara karşı antikor üretmesine (bağışıklık kazanmasına) aktif kazanılan bağışıklık denir. Aktif bağışıklık, hastalık geçirmekle, hastalık oluşmadan veya aşı ile sağlanır. Aktif bağışıklık, virüslerin sebep olduğu hastalıklara karşı, hastalık geçirmekle, hastalık oluşmadan veya aşı ile kazanılır.<br />
• Hastalık Geçirmekle Kazanılan Bağışıklık:<br />
Vücuda hastalık yapan mikroplar girdiğinde vücut hastalanır ve bu mikroplara karşı antikor üretmeye çalışır. Bir süre sonra mikroplara karşı üretilen antikorlar sayesinde mikroplar öldürülür ve hastalık geçer. Vücut bu sayede hangi hastalığa karşı hangi antikoru üretebileceğini bilir ve o hastalık mikrobuna karşı bağışıklık kazanır. O hastalık mikrobu vücuda girince vücut mikrobu tanır ve hemen antikor üreterek mikrobu öldürür.<br />
Vücudun, kabakulak, kızamık, kızıl, suçiçeği mikroplarına (virüsler neden olur) karşı ürettiği antikorlar ömür boyu vücudu korur.<br />
• Hastalık Oluşmadan Kazanılan Bağışıklık:<br />
Vücuda giren mikroplar vücudu hastalandırmadan bu mikroplara karşı antikor üretilir ve mikroplar öldürülür. Vücut bu sayede o hastalık mikrobuna karşı bağışıklık kazanır. Aynı mikrop vücuda girince vücut mikrobu tanır ve hemen antikor üreterek mikrop öldürülür.<br />
• Aşı İle Kazanılan Bağışıklık:<br />
Aşı, herhangi bir hastalığın zayıflatılmış mikrobunu veya toksinini içeren sıvıdır. Hastalanmadan önce aşı yapılırsa, aşıdaki zayıflatılmış mikroba karşı vücut antikor üretir. Hastalık mikrobu vücuda girince aşı sayesinde üretilen antikor mikroplara karşı savaşır ve mikropları öldürür.<br />
[Aşı, sadece virüslerin sebep olacağı hastalıklara karşı vücudu korur].<br />
Çiçek, verem (tüberküloz), tetanos, kızamık, kolera, tifüs, boğmaca, çocuk felci, difteri (kuşpalazı) hastalıklarına karşı aşı yapılır.<br />
2- Pasif Bağışıklık:<br />
Serum ve ilaçlar (antibiyotikler) sayesinde kazanılır. Pasif bağışıklık sayesinde vücut bakterilere karşı bağışıklık kazanır. Serum ve ilaçlar, hastalıkların tedavisinde kullanılır, koruyucu değildir.<br />
Serum, içinde hazır antikor bulunduran sıvıdır. Hastalık anında vücudun ürettiği antikorlar yeterli değilse hastaya serum ile hazır antikor verilerek vücudun direnci arttırılır.<br />
Serum hangi hastalıkta kullanılacaksa, o hastalığın mikrobu sığır, at gibi büyükbaş hayvanlara verilir. Hayvanlar bu mikroba karşı antikor üretir. Hayvan kanı alınarak serum üretilir.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Aşı ve Serum Arasındaki Farklar<br />
Aşı                                                                                                           Serum<br />
1- Hastalanmadan önce yapılır.                                                                  1- Hastalık anında verilir.<br />
2- Aktif bağışıklık kazandırır.                                                                   2- Pasif bağışıklık kazandırır.<br />
3- Koruyucudur, tedavi edici değildir.                                                        3- Tedavi edicidir.<br />
4- Bağışıklık süresi uzundur.                                                                      4- Bağışıklık süresi kısadır.<br />
5- Zayıflatılmış mikrop veya toksin madde içerir.                                      5- Hazır antikor içerir.<br />
Vücut antikoru kendisi üretir.                                                                   6- Hayvan kanından antikor <br />
6- Zayıflatılmış mikroplardan elde edilir.                                                       toksinlerinden üretilir.<br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.fenhane.com/images/attachtypes/doc.png" title="Microsoft Word Document" border="0" alt=".doc" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=564" target="_blank" title="">6. sınıf lenf dolaşımı.doc</a> (Dosya Boyutu: 450.5 KB / İndirme Sayısı: 483)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[solunum sistemi ders notu]]></title>
			<link>https://www.fenhane.com/konu-solunum-sistemi-ders-notu.html</link>
			<pubDate>Thu, 04 May 2017 15:31:45 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.fenhane.com/member.php?action=profile&uid=2">fenhane58</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.fenhane.com/konu-solunum-sistemi-ders-notu.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">dosyanın word hali ektedir.</span></span><br />
SOLUNUM SİSTEMİ<br />
Solunum sistemi, kandaki karbondioksit gazının oksijen gazı ile yer değiştirmesini sağlayan sistemdir.<br />
Solunum sisteminde burun ve ağız yardımıyla dışarıdan alınan havanın içindeki oksijen yutak, gırtlak ve soluk borusundan geçtikten sonra akciğerlere gelir. Bronş ve bronşçuklardan sonra alveollere gelir. Alveollerden sonra kana geçer. Kan, hücrelere oksijeni taşır. Hücreler bu oksijeni kullanarak enerji elde ederler. Kan yardımıyla karbondioksit, tekrar alveollere gelir. Alveollerin içindeki kılcal damarlarda bulunan karbondioksit bronşçuk, bronş, soluk borusu, gırtlak ve yutaktan geçtikten sonra bu sefer ağız ve burundan çıkar.<br />
•	Burun, solunum sisteminin dışarı açılan kısmıdır. Burun içindeki kıllar ve nemli yüzey havanı içindeki tozların tutulmasını sağlar. Ayrıca burun içindeki nemli yüzey ve burun içinin kıvrımlı oluşu soğuk havalarda, havanın ıslanarak akciğere gitmesini sağlar. <br />
•	 Yutak, ağız ve burun boşluğunu soluk ve yemek borusuna birleştiren kısımdır.<br />
•	 Soluk borusu, yutak ile akciğer arasında kalan 10-12 cm uzunluğundaki borudur. Soluk borusunun başlangıç bölümü gırtlaktır. Gırtlakta ses telleri vardır. Ayrıca küçük dil yutkunurken soluk borusunu kapatır. Soluk borusunun içi nemli ve tüylerle kaplıdır. Bunlar soluk borusuna kaçan toz veya benzeri maddeleri yakalayarak öksürük ve balgamla dışarı atar. Soluk borusunun alt kısmı bronş adı verilen iki kola ayrılır. Bronşlardan biri sağ, diğeri sol akciğere bağlıdır. <br />
•	 Akciğerler, göğüs kafesi içinde yer alan akciğerler solunumun en önemli organıdır. Akciğerler Plevra adı verilen sağlam bir zarla çevrilir. Akciğerleri darbe, basınç gibi dış etkenlerden korur. Akciğerler sağ ve sol olmak üzere iki parçadır. Ayrıca her bir parça lob denilen bölümlere ayrılmıştır. Sağ akciğer üç, sol akciğer iki lobdan oluşur. <br />
Bronşlar akciğerlere girdikten sonra daha ince dallara ayrılır. Bu ince dallara bronşçuk denir. Bronşçuklar üzüm salkımı şeklinde hava keseleri ile sonlanır. Bu hava keselerine alveol denir. Alveoller akciğer yüzeyinin daha geniş olmasını sağlar. Bu özellik solunumu kolaylaştırır.<br />
Solunum Sisteminin Sağlığı ve Korunması:<br />
1- Havası temiz yerlerde bulunulmalıdır. (Toz ve mikrop girebilir).<br />
2- Alkol, sigara, uyuşturucu kullanılmamalıdır. (Alkol, sigara ve uyuşturucu ile asbest gibi kimyasal maddeler solunum sistemi organlarına zarar verirler). (Solunum güçlüğüne, akciğer kanserine ve kalp krizine yol açar).<br />
3- Soğuk havalarda ağızdan değil burundan nefes alınmalıdır. (Akciğerler için zararlıdır).<br />
4- Burundan nefes alınıp verilmelidir. (Ağızdan alınırsa ısınma, nemlenme, temizlenme olmaz).<br />
5- Havadaki nem oranı yeterli olmalıdır.<br />
6- Terli iken üşütülmemelidir.<br />
7- Tükürük, balgam gibi salgılar yere bırakılmamalıdır.<br />
8- Vereme karşı BCG aşısı yaptırılmalıdır.<br />
Solunum Sistemi Hastalıkları:<br />
Solunum sisteminde, dışarıdan alınan havadaki virüs ve bakteriler sayesinde hastalıklar oluşur. Solunum <br />
1-(Bulaşıcı)Nezle ve Grip: Burun mukozasının iltihaplanması.<br />
2-(Bulaşıcı)Verem: Akciğer dokusunun iltihaplanması ve yaraların (oyukların) oluşması.<br />
3-(Bulaşıcı)Kabakulak: Kulak altı tükürük bezlerinin iltihaplanması.<br />
4-(Bulaşıcı) Kızamık: Vücutta bağışıklık kazanırken kırmızı lekelerin oluşması.<br />
5-(Bulaşıcı)Kızıl: Vücutta özellikle dil, yüz, koltuk altları ve kasık bölgesinde kırmızı lekeler oluşması.<br />
6-(Bulaşıcı) Difteri (Kuşpalazı) : Yutağın iltihaplanması.<br />
7-(Bulaşıcı)Boğmaca: Şiddetli öksürük nöbetlerinin görüldüğü solunum yolları iltihaplanmasıdır.<br />
8-(Bulaşıcı) Çiçek: İrinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan, ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalıktır.<br />
9-(Bulaşıcı) Suçiçeği: Vücutta bağışıklık kazanırken deride iz bırakan yaraların oluşması.<br />
10- Astım: Solunum yollarında gerçekleşen iltihaplanmalar ve daralmalar nedeniyle ortaya çıkan hastalıktır.<br />
11- Bronşit: Soluk borusu ve bronşların iltihaplanması.<br />
12- Zatürree: Hava keseciklerinin ve akciğer dokusunun iltihaplanması.<br />
13- Zatülcenp: Akciğer zarının iltihaplanması.<br />
14- Menenjit: Uzun süreli gripten sonra grip virüsünün beyin zarını iltihaplandırması.<br />
15- Akciğer Kanseri: Akciğer hücrelerinin kontrolsüz ve hızlı bir şekilde çoğalması veya ölmesi.<br />
16- Gırtlak Kanseri: Gırtlağın herhangi bir bölgesinde yer alan kansere gırtlak kanseri denir.<br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.fenhane.com/images/attachtypes/doc.png" title="Microsoft Word Document" border="0" alt=".doc" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=563" target="_blank" title="">6. sınıf solunum sistemi.doc</a> (Dosya Boyutu: 310 KB / İndirme Sayısı: 515)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">dosyanın word hali ektedir.</span></span><br />
SOLUNUM SİSTEMİ<br />
Solunum sistemi, kandaki karbondioksit gazının oksijen gazı ile yer değiştirmesini sağlayan sistemdir.<br />
Solunum sisteminde burun ve ağız yardımıyla dışarıdan alınan havanın içindeki oksijen yutak, gırtlak ve soluk borusundan geçtikten sonra akciğerlere gelir. Bronş ve bronşçuklardan sonra alveollere gelir. Alveollerden sonra kana geçer. Kan, hücrelere oksijeni taşır. Hücreler bu oksijeni kullanarak enerji elde ederler. Kan yardımıyla karbondioksit, tekrar alveollere gelir. Alveollerin içindeki kılcal damarlarda bulunan karbondioksit bronşçuk, bronş, soluk borusu, gırtlak ve yutaktan geçtikten sonra bu sefer ağız ve burundan çıkar.<br />
•	Burun, solunum sisteminin dışarı açılan kısmıdır. Burun içindeki kıllar ve nemli yüzey havanı içindeki tozların tutulmasını sağlar. Ayrıca burun içindeki nemli yüzey ve burun içinin kıvrımlı oluşu soğuk havalarda, havanın ıslanarak akciğere gitmesini sağlar. <br />
•	 Yutak, ağız ve burun boşluğunu soluk ve yemek borusuna birleştiren kısımdır.<br />
•	 Soluk borusu, yutak ile akciğer arasında kalan 10-12 cm uzunluğundaki borudur. Soluk borusunun başlangıç bölümü gırtlaktır. Gırtlakta ses telleri vardır. Ayrıca küçük dil yutkunurken soluk borusunu kapatır. Soluk borusunun içi nemli ve tüylerle kaplıdır. Bunlar soluk borusuna kaçan toz veya benzeri maddeleri yakalayarak öksürük ve balgamla dışarı atar. Soluk borusunun alt kısmı bronş adı verilen iki kola ayrılır. Bronşlardan biri sağ, diğeri sol akciğere bağlıdır. <br />
•	 Akciğerler, göğüs kafesi içinde yer alan akciğerler solunumun en önemli organıdır. Akciğerler Plevra adı verilen sağlam bir zarla çevrilir. Akciğerleri darbe, basınç gibi dış etkenlerden korur. Akciğerler sağ ve sol olmak üzere iki parçadır. Ayrıca her bir parça lob denilen bölümlere ayrılmıştır. Sağ akciğer üç, sol akciğer iki lobdan oluşur. <br />
Bronşlar akciğerlere girdikten sonra daha ince dallara ayrılır. Bu ince dallara bronşçuk denir. Bronşçuklar üzüm salkımı şeklinde hava keseleri ile sonlanır. Bu hava keselerine alveol denir. Alveoller akciğer yüzeyinin daha geniş olmasını sağlar. Bu özellik solunumu kolaylaştırır.<br />
Solunum Sisteminin Sağlığı ve Korunması:<br />
1- Havası temiz yerlerde bulunulmalıdır. (Toz ve mikrop girebilir).<br />
2- Alkol, sigara, uyuşturucu kullanılmamalıdır. (Alkol, sigara ve uyuşturucu ile asbest gibi kimyasal maddeler solunum sistemi organlarına zarar verirler). (Solunum güçlüğüne, akciğer kanserine ve kalp krizine yol açar).<br />
3- Soğuk havalarda ağızdan değil burundan nefes alınmalıdır. (Akciğerler için zararlıdır).<br />
4- Burundan nefes alınıp verilmelidir. (Ağızdan alınırsa ısınma, nemlenme, temizlenme olmaz).<br />
5- Havadaki nem oranı yeterli olmalıdır.<br />
6- Terli iken üşütülmemelidir.<br />
7- Tükürük, balgam gibi salgılar yere bırakılmamalıdır.<br />
8- Vereme karşı BCG aşısı yaptırılmalıdır.<br />
Solunum Sistemi Hastalıkları:<br />
Solunum sisteminde, dışarıdan alınan havadaki virüs ve bakteriler sayesinde hastalıklar oluşur. Solunum <br />
1-(Bulaşıcı)Nezle ve Grip: Burun mukozasının iltihaplanması.<br />
2-(Bulaşıcı)Verem: Akciğer dokusunun iltihaplanması ve yaraların (oyukların) oluşması.<br />
3-(Bulaşıcı)Kabakulak: Kulak altı tükürük bezlerinin iltihaplanması.<br />
4-(Bulaşıcı) Kızamık: Vücutta bağışıklık kazanırken kırmızı lekelerin oluşması.<br />
5-(Bulaşıcı)Kızıl: Vücutta özellikle dil, yüz, koltuk altları ve kasık bölgesinde kırmızı lekeler oluşması.<br />
6-(Bulaşıcı) Difteri (Kuşpalazı) : Yutağın iltihaplanması.<br />
7-(Bulaşıcı)Boğmaca: Şiddetli öksürük nöbetlerinin görüldüğü solunum yolları iltihaplanmasıdır.<br />
8-(Bulaşıcı) Çiçek: İrinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan, ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalıktır.<br />
9-(Bulaşıcı) Suçiçeği: Vücutta bağışıklık kazanırken deride iz bırakan yaraların oluşması.<br />
10- Astım: Solunum yollarında gerçekleşen iltihaplanmalar ve daralmalar nedeniyle ortaya çıkan hastalıktır.<br />
11- Bronşit: Soluk borusu ve bronşların iltihaplanması.<br />
12- Zatürree: Hava keseciklerinin ve akciğer dokusunun iltihaplanması.<br />
13- Zatülcenp: Akciğer zarının iltihaplanması.<br />
14- Menenjit: Uzun süreli gripten sonra grip virüsünün beyin zarını iltihaplandırması.<br />
15- Akciğer Kanseri: Akciğer hücrelerinin kontrolsüz ve hızlı bir şekilde çoğalması veya ölmesi.<br />
16- Gırtlak Kanseri: Gırtlağın herhangi bir bölgesinde yer alan kansere gırtlak kanseri denir.<br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.fenhane.com/images/attachtypes/doc.png" title="Microsoft Word Document" border="0" alt=".doc" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=563" target="_blank" title="">6. sınıf solunum sistemi.doc</a> (Dosya Boyutu: 310 KB / İndirme Sayısı: 515)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[kuvvet ve hareket ders notu]]></title>
			<link>https://www.fenhane.com/konu-kuvvet-ve-hareket-ders-notu.html</link>
			<pubDate>Thu, 04 May 2017 15:30:11 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.fenhane.com/member.php?action=profile&uid=2">fenhane58</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.fenhane.com/konu-kuvvet-ve-hareket-ders-notu.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">dosyanın word hali ektedir.</span><br />
KUVVET VE HAREKET<br />
Bir cisme birden fazla kuvvet etki edebilir. <br />
Peki bu durumda cisim hangi kuvvet yönünde hareket eder? Yoksa hareket etmez mi? <br />
<br />
Yandaki resimde bulunan üstteki kayaya tek başına bir adam kuvvet uygularken, alttaki kayaya 4 adam birlikte kuvvet uygulamaktadır.<br />
Peki bu kuvvetlerin yönleri nereye doğrudur? Aşağıdaki boşluklara çizerek kuvvetin yönünü göstermeyi öğrenelim.<br />
F1 kuvvetinin yönü:<br />
F2 kuvvetinin yönü:<br />
F3 kuvvetinin yönü:<br />
F4 kuvvetinin yönü:<br />
<br />
Yandaki resimde halatı birden fazla insan çekmektedir.<br />
Adamların uyguladığı kuvvetin yönlerini aşağıdaki boşluklara çizerek gösterelim.<br />
F1 kuvvetinin yönü:           <br />
F2 kuvvetinin yönü:           <br />
F3 kuvvetinin yönü:           <br />
F4 kuvvetinin yönü:<br />
F5 kuvvetinin yönü:<br />
F6 kuvvetinin yönü:<br />
<br />
Peki cisimlerin üzerine tek kuvvet uygulandığında kaç Newton olduğunu rahatça söyleyebiliyorduk. Ancak şimdi cisimler üzerine birden fazla kuvvet uygulanıyor. Peki size cisim üzerine toplamda ne kadar kuvvet uygulanır diye sorsam bana nasıl cevap verirsiniz?<br />
Bileşke kuvvet: İki ya da daha fazla kuvvetin yaptığı etkiyi tek başına yapan kuvvete bileşke kuvvet denir. Bileşke kuvvet R harfi ile gösterilir.<br />
<br />
Bileşke kuvveti nasıl hesaplarız?<br />
1. Kuvvetler Aynı Yönde ise: Bileşke kuvvet kuvvetlerin toplamına eşittir.<br />
Şekilde verilen cisme aynı yönde kuvvetler etki etmiştir. O halde bileşke kuvvet:<br />
R= F1 + F2<br />
R= 9N + 6N = 15N<br />
<br />
 2. Kuvvetler Zıt Yönde ise: Bileşke kuvvet kuvvetlerin farkına eşittir.<br />
Şekilde verilen cisme zıt yönde kuvvetler etki etmiştir. O halde bileşke kuvvet:<br />
R= F3 - F1<br />
R= 11N - 9N  = 2N<br />
<br />
Bileşke kuvvetler cismin hareketini nasıl etkiler?<br />
1- Bileşke kuvvet cismin hareket yönündeyse; cisim süratlenir ve hareket enerjisi artar.<br />
2- Bileşke kuvvet hareket yönüne ters ise; cisim yavaşlar ve hareket enerjisi azalır.<br />
3- Hareketli bir cisme etki eden bileşke kuvvet sıfır ise; cisim sabit süratli hareket eder.<br />
4- Duran bir cisme etki eden bileşke kuvvet sıfırdan farklı ise; cisim süratlenerek harekete başlar.<br />
<br />
Aşağıdaki cisimlere uygulanan kuvvetlerin bileşke kuvvetini bulunuz.<br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.fenhane.com/images/attachtypes/doc.png" title="Microsoft Word Document" border="0" alt=".doc" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=562" target="_blank" title="">kuvvet ve hareket ders notu.doc</a> (Dosya Boyutu: 124 KB / İndirme Sayısı: 511)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">dosyanın word hali ektedir.</span><br />
KUVVET VE HAREKET<br />
Bir cisme birden fazla kuvvet etki edebilir. <br />
Peki bu durumda cisim hangi kuvvet yönünde hareket eder? Yoksa hareket etmez mi? <br />
<br />
Yandaki resimde bulunan üstteki kayaya tek başına bir adam kuvvet uygularken, alttaki kayaya 4 adam birlikte kuvvet uygulamaktadır.<br />
Peki bu kuvvetlerin yönleri nereye doğrudur? Aşağıdaki boşluklara çizerek kuvvetin yönünü göstermeyi öğrenelim.<br />
F1 kuvvetinin yönü:<br />
F2 kuvvetinin yönü:<br />
F3 kuvvetinin yönü:<br />
F4 kuvvetinin yönü:<br />
<br />
Yandaki resimde halatı birden fazla insan çekmektedir.<br />
Adamların uyguladığı kuvvetin yönlerini aşağıdaki boşluklara çizerek gösterelim.<br />
F1 kuvvetinin yönü:           <br />
F2 kuvvetinin yönü:           <br />
F3 kuvvetinin yönü:           <br />
F4 kuvvetinin yönü:<br />
F5 kuvvetinin yönü:<br />
F6 kuvvetinin yönü:<br />
<br />
Peki cisimlerin üzerine tek kuvvet uygulandığında kaç Newton olduğunu rahatça söyleyebiliyorduk. Ancak şimdi cisimler üzerine birden fazla kuvvet uygulanıyor. Peki size cisim üzerine toplamda ne kadar kuvvet uygulanır diye sorsam bana nasıl cevap verirsiniz?<br />
Bileşke kuvvet: İki ya da daha fazla kuvvetin yaptığı etkiyi tek başına yapan kuvvete bileşke kuvvet denir. Bileşke kuvvet R harfi ile gösterilir.<br />
<br />
Bileşke kuvveti nasıl hesaplarız?<br />
1. Kuvvetler Aynı Yönde ise: Bileşke kuvvet kuvvetlerin toplamına eşittir.<br />
Şekilde verilen cisme aynı yönde kuvvetler etki etmiştir. O halde bileşke kuvvet:<br />
R= F1 + F2<br />
R= 9N + 6N = 15N<br />
<br />
 2. Kuvvetler Zıt Yönde ise: Bileşke kuvvet kuvvetlerin farkına eşittir.<br />
Şekilde verilen cisme zıt yönde kuvvetler etki etmiştir. O halde bileşke kuvvet:<br />
R= F3 - F1<br />
R= 11N - 9N  = 2N<br />
<br />
Bileşke kuvvetler cismin hareketini nasıl etkiler?<br />
1- Bileşke kuvvet cismin hareket yönündeyse; cisim süratlenir ve hareket enerjisi artar.<br />
2- Bileşke kuvvet hareket yönüne ters ise; cisim yavaşlar ve hareket enerjisi azalır.<br />
3- Hareketli bir cisme etki eden bileşke kuvvet sıfır ise; cisim sabit süratli hareket eder.<br />
4- Duran bir cisme etki eden bileşke kuvvet sıfırdan farklı ise; cisim süratlenerek harekete başlar.<br />
<br />
Aşağıdaki cisimlere uygulanan kuvvetlerin bileşke kuvvetini bulunuz.<br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.fenhane.com/images/attachtypes/doc.png" title="Microsoft Word Document" border="0" alt=".doc" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=562" target="_blank" title="">kuvvet ve hareket ders notu.doc</a> (Dosya Boyutu: 124 KB / İndirme Sayısı: 511)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[kuvvet nedir ders notu]]></title>
			<link>https://www.fenhane.com/konu-kuvvet-nedir-ders-notu--911.html</link>
			<pubDate>Sat, 29 Apr 2017 17:16:07 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.fenhane.com/member.php?action=profile&uid=2">fenhane58</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.fenhane.com/konu-kuvvet-nedir-ders-notu--911.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #FF4500;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">resimli hali ektedir.</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">KUVVET<br />
Kuvvet nedir?<br />
Hareket eden bir cismi durduran, duran bir cismi hareket ettiren, cisimlerin şekil, yön ve doğrultularını değiştiren etkiye KUVVET denir.<br />
Kuvvetin cisimler üzerindeki etkileri<br />
• Kuvvetin, cisimlerin hareket durumlarını değiştirme etkisi vardır. <br />
• Kuvvetin, cisimlerin şekil, biçim, yön ve doğrultularını değiştirme etkisi vardır.<br />
• Kuvvetin, cisimler üzerinde döndürme etkisi vardır.<br />
NOT: Kuvvetin sağlandığı kaynaklar değişiktir. Örneğin; kas kuvveti, yakıt kuvveti, su buharı kuvveti, suyun ve havanın kaldırma kuvveti.<br />
  Temas gerektiren kuvvet örnekleri                       Temas gerektirmeyen kuvvet örnekleri<br />
Kuvveti ilk tanımlayan kişi Isaac Newton isimli bilim adamı olduğu için kuvvetin birimi Newton’ dur ve ‘N’ harfi ile gösterilir.<br />
<br />
•	Kuvvet dinamometre ile ölçülür. <br />
•	Her dinamometre ile her ağırlığı ölçemeyiz, dinamometrenin içindeki yaya göre ölçebileceği maksimum kuvvet vardır.<br />
•	Ölçeceğimiz kuvvete uygun birimlere ayrılmış dinamometreyi seçmeliyiz.<br />
<br />
<br />
<br />
KUVVETİN YÖNÜ VE DOĞRULTUSU<br />
<br />
<br />
4 tane ana, 4 tane ara olmak üzere toplamda belirlenmiş 8 yön ismi vardır.<br />
<br />
<br />
          Kuzey-güney doğrultusu= düşey doğrultu <br />
Doğu- batı doğrultusu= yatay doğrultu<br />
Düşey ve yatay olmak üzere iki tane doğrultu vardır.<br />
<br />
                           Cisimlere uygulanan kuvvetler aynı ve zıt yönlü olabilir.<br />
<br />
Yandaki resimde iki çocuğun uyguladığı kuvvetlerin doğrultuları aynı ancak yönleri zıttır.<br />
<br />
<br />
<br />
Yandaki resimde tüm adamların uyguladığı kuvvetlerin doğrultuları da yönleri de aynıdır.<br />
<br />
Aşağıdaki resimlerde uygulanan kuvvetlerin yönünü yanlarına belirtiniz.<br />
<br />
<br />
</span></span><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.fenhane.com/images/attachtypes/doc.png" title="Microsoft Word Document" border="0" alt=".doc" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=561" target="_blank" title="">kuvvet ders notu.doc</a> (Dosya Boyutu: 602 KB / İndirme Sayısı: 527)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #FF4500;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">resimli hali ektedir.</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">KUVVET<br />
Kuvvet nedir?<br />
Hareket eden bir cismi durduran, duran bir cismi hareket ettiren, cisimlerin şekil, yön ve doğrultularını değiştiren etkiye KUVVET denir.<br />
Kuvvetin cisimler üzerindeki etkileri<br />
• Kuvvetin, cisimlerin hareket durumlarını değiştirme etkisi vardır. <br />
• Kuvvetin, cisimlerin şekil, biçim, yön ve doğrultularını değiştirme etkisi vardır.<br />
• Kuvvetin, cisimler üzerinde döndürme etkisi vardır.<br />
NOT: Kuvvetin sağlandığı kaynaklar değişiktir. Örneğin; kas kuvveti, yakıt kuvveti, su buharı kuvveti, suyun ve havanın kaldırma kuvveti.<br />
  Temas gerektiren kuvvet örnekleri                       Temas gerektirmeyen kuvvet örnekleri<br />
Kuvveti ilk tanımlayan kişi Isaac Newton isimli bilim adamı olduğu için kuvvetin birimi Newton’ dur ve ‘N’ harfi ile gösterilir.<br />
<br />
•	Kuvvet dinamometre ile ölçülür. <br />
•	Her dinamometre ile her ağırlığı ölçemeyiz, dinamometrenin içindeki yaya göre ölçebileceği maksimum kuvvet vardır.<br />
•	Ölçeceğimiz kuvvete uygun birimlere ayrılmış dinamometreyi seçmeliyiz.<br />
<br />
<br />
<br />
KUVVETİN YÖNÜ VE DOĞRULTUSU<br />
<br />
<br />
4 tane ana, 4 tane ara olmak üzere toplamda belirlenmiş 8 yön ismi vardır.<br />
<br />
<br />
          Kuzey-güney doğrultusu= düşey doğrultu <br />
Doğu- batı doğrultusu= yatay doğrultu<br />
Düşey ve yatay olmak üzere iki tane doğrultu vardır.<br />
<br />
                           Cisimlere uygulanan kuvvetler aynı ve zıt yönlü olabilir.<br />
<br />
Yandaki resimde iki çocuğun uyguladığı kuvvetlerin doğrultuları aynı ancak yönleri zıttır.<br />
<br />
<br />
<br />
Yandaki resimde tüm adamların uyguladığı kuvvetlerin doğrultuları da yönleri de aynıdır.<br />
<br />
Aşağıdaki resimlerde uygulanan kuvvetlerin yönünü yanlarına belirtiniz.<br />
<br />
<br />
</span></span><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.fenhane.com/images/attachtypes/doc.png" title="Microsoft Word Document" border="0" alt=".doc" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=561" target="_blank" title="">kuvvet ders notu.doc</a> (Dosya Boyutu: 602 KB / İndirme Sayısı: 527)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[hareket ders notu]]></title>
			<link>https://www.fenhane.com/konu-hareket-ders-notu.html</link>
			<pubDate>Sat, 29 Apr 2017 17:14:22 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.fenhane.com/member.php?action=profile&uid=2">fenhane58</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.fenhane.com/konu-hareket-ders-notu.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #FF0000;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">resimli hali ektedir.</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">HAREKET<br />
Hareket: Bir cismin başka bir cisme göre yerinin değişmesine HAREKET denir.<br />
Bunu bir örnekle anlatalım:<br />
Ersin ile Esra oturma odasında satranç oynarken, anneleri odayı temizleyeceğini söyleyip salona geçmelerini istiyor. Ersin taşları devirmeden masayı salona taşıyor.<br />
Bu olayda acaba taşların yeri değişmiş midir?<br />
Esra: Taşlar masa üzerinde aynı yerlerinde kaldığı için yerleri değişmemiştir. Yani taşlar hareket etmemiştir.<br />
Ersin: Taşlar eskiden evin oturma odasında idi. Şimdi ise salonda. O zaman taşların yeri değişmiştir. Yani taşlar hareket etmiştir.<br />
Sizce hangisi doğruyu söylüyor?<br />
……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………..<br />
Zuhal otobüs durağında beklerken önünde Merve ile Nur’un oturduğu otobüs geçmektedir.<br />
Buna göre aşağıdaki cümlelerde yanlış yazılmış kelimenin üzerini karalayınız.<br />
I- Nur, Merve’ye göre hareketli/hareketsizdir.<br />
II- Merve, Zuhal’e göre hareketli/hareketsizdir.<br />
III- Nur şoförü hareketli/hareketsiz görür.<br />
<br />
Yörünge: Hareket eden cisimlerin geçtiği noktaları birleştiren çizgiye YÖRÜNGE denir.<br />
Cismin yaptığı hareketin çeşidi, yörüngesine göre belirlenir.<br />
• Cismin yörüngesi düz ya da doğru şeklinde ise cismin yaptığı harekete doğrusal hareket denir.<br />
• Cismin yörüngesi eğri şeklinde ise cismin yaptığı harekete eğrisel hareket denir.<br />
• Cismin yörüngesi daire şeklinde ise cismin yaptığı harekete dairesel hareket denir.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Düz yolda giden arabanın yörüngesi doğrusaldır. <br />
Potaya atılan basketbol topunun yörüngesi eğriseldir.<br />
Güneş’in etrafında dolanan dünyanın yörüngesi daireseldir.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Sürat: Hareketli bir cismin belirli bir yolu ne kadar zamanda aldığını gösteren büyüklüğe SÜRAT denir.<br />
<br />
Okulumuza ya da işe geç kaldığımızda daha süratli hareket ederiz. <br />
Araba, bisiklet, maraton gibi yarışlarda yarışın birincisini sürat belirler.	<br />
<br />
<br />
<br />
Ayşe ile yarışan Ebru’nun yarışı kazanması için Ayşe’den daha süratli olması gerekir.<br />
Peki Ebru’nun kazanmasını sağlayan bu özelliği, yani sürati nasıl hesaplarız?<br />
<br />
<br />
Bir varlığın sürati aldığı yola ve bu yolu alma süresine bağlıdır.<br />
Aynı yolu Ebru 3 dakikada, Ayşe 4 dakikada alıyorsa, Ebru, Ayşe’den daha süratlidir deriz.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Sürat, yol, zaman üçgeninde formül elde edelim.<br />
•	Yolun üzerini kapatırsanız yol=süratxzaman <br />
•	Süratin üzerini kapatırsanız sürat= yol/zaman	<br />
•	Zamanın üzerini kapatırsak zaman= yol/sürat bağlantılarını elde ederiz.<br />
<br />
Sürat birimini bulabilmek için yol ve zaman birimlerini kullanırız.<br />
			Sembol	Birim		Birim		Birim		Birim	<br />
        Yol 	→	  x	→	 m	→	 km	→	 cm	→	 m<br />
	Zaman	→	   t	→	 sn	→	h (sa)	→	 sn	→	dk<br />
	Sürat	→	 V	→	m/sn	→	km/h	→	cm/sn	→	m/dk<br />
	<br />
<br />
            Yol Birimlerinin Dönüşümü:	•	1 km	= 1000 m	 								                             •	         1 m	= 100 cm<br />
	<br />
	Zaman Birimlerinin Dönüşümü 	•	1 h	=  60 dk	<br />
						•	1dk	=  60 sn	 <br />
						•	1 h	=  60 dk = 3600 sn<br />
<br />
	Hız Birimlerinin Dönüşümü	          •	1 m/sn= 3,6 km/h	<br />
						•	1 m/sn= 100 cm/sn	<br />
<br />
Örnek: 20 m/s kaç km/h’dir?<br />
    <br />
CEVAP:         Alınan Yol= 20 m = 20 / 1000 = 0,02 km<br />
                       Zaman = 1 s = 1 / 60.60 = 1 / 3600 h<br />
 <br />
Sürat = Alınan Yol /Zaman = 0,02 /( 1 / 3600 ) = 0,02 . 3600 = 72 km/h<br />
<br />
Yol-Zaman Grafiği<br />
Yandaki grafik yol-zaman grafiğidir. Çizgiler takip edilirse bu aracın, 1 saniyede 10 metre, 5 saniyede de 50 metre yol aldığı gözlenir.<br />
 <br />
<br />
<br />
</span></span><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.fenhane.com/images/attachtypes/doc.png" title="Microsoft Word Document" border="0" alt=".doc" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=560" target="_blank" title="">hareket ders notu.doc</a> (Dosya Boyutu: 697 KB / İndirme Sayısı: 467)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #FF0000;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">resimli hali ektedir.</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">HAREKET<br />
Hareket: Bir cismin başka bir cisme göre yerinin değişmesine HAREKET denir.<br />
Bunu bir örnekle anlatalım:<br />
Ersin ile Esra oturma odasında satranç oynarken, anneleri odayı temizleyeceğini söyleyip salona geçmelerini istiyor. Ersin taşları devirmeden masayı salona taşıyor.<br />
Bu olayda acaba taşların yeri değişmiş midir?<br />
Esra: Taşlar masa üzerinde aynı yerlerinde kaldığı için yerleri değişmemiştir. Yani taşlar hareket etmemiştir.<br />
Ersin: Taşlar eskiden evin oturma odasında idi. Şimdi ise salonda. O zaman taşların yeri değişmiştir. Yani taşlar hareket etmiştir.<br />
Sizce hangisi doğruyu söylüyor?<br />
……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………..<br />
Zuhal otobüs durağında beklerken önünde Merve ile Nur’un oturduğu otobüs geçmektedir.<br />
Buna göre aşağıdaki cümlelerde yanlış yazılmış kelimenin üzerini karalayınız.<br />
I- Nur, Merve’ye göre hareketli/hareketsizdir.<br />
II- Merve, Zuhal’e göre hareketli/hareketsizdir.<br />
III- Nur şoförü hareketli/hareketsiz görür.<br />
<br />
Yörünge: Hareket eden cisimlerin geçtiği noktaları birleştiren çizgiye YÖRÜNGE denir.<br />
Cismin yaptığı hareketin çeşidi, yörüngesine göre belirlenir.<br />
• Cismin yörüngesi düz ya da doğru şeklinde ise cismin yaptığı harekete doğrusal hareket denir.<br />
• Cismin yörüngesi eğri şeklinde ise cismin yaptığı harekete eğrisel hareket denir.<br />
• Cismin yörüngesi daire şeklinde ise cismin yaptığı harekete dairesel hareket denir.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Düz yolda giden arabanın yörüngesi doğrusaldır. <br />
Potaya atılan basketbol topunun yörüngesi eğriseldir.<br />
Güneş’in etrafında dolanan dünyanın yörüngesi daireseldir.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Sürat: Hareketli bir cismin belirli bir yolu ne kadar zamanda aldığını gösteren büyüklüğe SÜRAT denir.<br />
<br />
Okulumuza ya da işe geç kaldığımızda daha süratli hareket ederiz. <br />
Araba, bisiklet, maraton gibi yarışlarda yarışın birincisini sürat belirler.	<br />
<br />
<br />
<br />
Ayşe ile yarışan Ebru’nun yarışı kazanması için Ayşe’den daha süratli olması gerekir.<br />
Peki Ebru’nun kazanmasını sağlayan bu özelliği, yani sürati nasıl hesaplarız?<br />
<br />
<br />
Bir varlığın sürati aldığı yola ve bu yolu alma süresine bağlıdır.<br />
Aynı yolu Ebru 3 dakikada, Ayşe 4 dakikada alıyorsa, Ebru, Ayşe’den daha süratlidir deriz.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Sürat, yol, zaman üçgeninde formül elde edelim.<br />
•	Yolun üzerini kapatırsanız yol=süratxzaman <br />
•	Süratin üzerini kapatırsanız sürat= yol/zaman	<br />
•	Zamanın üzerini kapatırsak zaman= yol/sürat bağlantılarını elde ederiz.<br />
<br />
Sürat birimini bulabilmek için yol ve zaman birimlerini kullanırız.<br />
			Sembol	Birim		Birim		Birim		Birim	<br />
        Yol 	→	  x	→	 m	→	 km	→	 cm	→	 m<br />
	Zaman	→	   t	→	 sn	→	h (sa)	→	 sn	→	dk<br />
	Sürat	→	 V	→	m/sn	→	km/h	→	cm/sn	→	m/dk<br />
	<br />
<br />
            Yol Birimlerinin Dönüşümü:	•	1 km	= 1000 m	 								                             •	         1 m	= 100 cm<br />
	<br />
	Zaman Birimlerinin Dönüşümü 	•	1 h	=  60 dk	<br />
						•	1dk	=  60 sn	 <br />
						•	1 h	=  60 dk = 3600 sn<br />
<br />
	Hız Birimlerinin Dönüşümü	          •	1 m/sn= 3,6 km/h	<br />
						•	1 m/sn= 100 cm/sn	<br />
<br />
Örnek: 20 m/s kaç km/h’dir?<br />
    <br />
CEVAP:         Alınan Yol= 20 m = 20 / 1000 = 0,02 km<br />
                       Zaman = 1 s = 1 / 60.60 = 1 / 3600 h<br />
 <br />
Sürat = Alınan Yol /Zaman = 0,02 /( 1 / 3600 ) = 0,02 . 3600 = 72 km/h<br />
<br />
Yol-Zaman Grafiği<br />
Yandaki grafik yol-zaman grafiğidir. Çizgiler takip edilirse bu aracın, 1 saniyede 10 metre, 5 saniyede de 50 metre yol aldığı gözlenir.<br />
 <br />
<br />
<br />
</span></span><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.fenhane.com/images/attachtypes/doc.png" title="Microsoft Word Document" border="0" alt=".doc" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=560" target="_blank" title="">hareket ders notu.doc</a> (Dosya Boyutu: 697 KB / İndirme Sayısı: 467)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>